BIY AD

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Tinsley savaşı kazanacak mı?

Geçtiğimiz yaz sezonunda, Tinsley'nin gerek parkelerdeki performansından, gerekse dışarıda karıştığı olaylardan (örneğin silahlı çatışma) memnun olmayan Pacers, kendisini süresiz kadro dışı bırakmıştı. Ayrıca takımla antrenmanlara çıkması da yasaklanmıştı. Onun yerine takıma TJ Ford'u katan Pacers, Tinsley'siz bir şekilde devam etmekten son derece memnundu - ta ki Tinsley bu duruma bir dur diyene kadar. Geçtiğimiz şubat ayında Tinsley adına, NBA Oyuncular Birliği tarafından mağduriyet şikayetinde bulunuldu. Bu başvurunun zamansız yapıldığı yönünde itiraz eden Pacers ise umduğunu bulamadı ve artık dananın kuyruğu kopacak. Ayın 27'sinde Pacers ve Tinsley tarafları hakem heyetinin karşısına çıkacaklar. Tinsley antrenmanlara ve maçlara gitme hakkı elinden alınıyorsa ya kontratının satın alınması ya da takas edilmesi gerektiğini savunacak, ki bence son derece haklı bu isteğinde. Ayrıca kendisi 1.5 yıldır maça çıkmamasına rağmen, Atlanta'da çalıştığı için son derece fit durumdaymış. Bunun da çıkacak son karara etki edeceğini düşünüyorum.
Pacers ise 31 yaşında, 3 yıl içinde 21 milyon dolar kazanacak, sorunlu bir oyuncuyu takas edemeyeceğini biliyordu. O yüzden Tinsley'i, kontratının değerli olacağı son senesine kadar böyle kenarda bekletmeyi umuyorlardı. Ancak 10 gün sonra çok büyük ihtimalle kendisini bir şekilde takımdan göndermek zorunda kalacaklar. Takıma geri alma ihtimallerinden bahsetmiyorum bile çünkü Larry Bird geçtiğimiz sene en az 5 kere Tinsley konusunda kararlarının kesin olduğunu ve bu karardan asla dönmeyeceklerini vurguladı. Ayrıca daha bu sabah Thunder tarafından serbest bırakılan Earl Watson ile 1 senelik anlaşmaları da Tinsley'nin takıma alınmayacağını bir kez daha kanıtlamış oldu. Bununla beraber Jarrett Jack'in artık Raptors oyuncusu olduğunu söyleyebiliriz.

NBA'den kısa kısa

- Wolves genel menajeri Kahn, DKV Joventut ils görüşmek için İspanya yollarına düşecekmiş. Amacı 6.6 milyon dolar olan bonservis bedelinde indirime gidilmesini sağlamakmış. Daha önce çıkan haberlerde zaten 4 milyon dolara düşüldüğüne dair iddialar vardı, demek ki asılsızmış. Bakalım önümüzdeki hafta Kahn ne gibi bir sonuç elde edecek.

- Millsap resmi olarak Jazz'da kaldı.

- Thunder takımı 30 yaşındaki Earl Watson'ı serbest bırakmış. Yıllardır asist ortalamaları kendisinden beklenene oranla yüksek olsa da hiç beğenmediğim bir adamdır Watson. Şutları inanılmaz kötüdür, hücumda takımına külfettir adeta. Defansta çabalar durur ama bir türlü ısınamadığım oyuncuların başında gelir. Takım bulabilecek mi merak ediyorum doğrusu.

Ersan NBA'e döndü

Şort - Tshirt: 20 $
Basketbol topu: 50 $
Basketbol ayakkabısı: 200 $
NBA'de oynayıp kendini kanıtlama hırsı: Paha biçilemez.

Helal olsun Ersan'a, 3 yıllığına 7 milyon dolar karşılığında anlaşmış Bucks ile. Avrupa'da kalsa belki de bunun neredeyse 2 katı bir para alacaktı. Ama ilk geldiğinde başarılı sayılamayacak bir deneyim yaşayıp, Avrupa'ya geri dönen Ersan, bu sefer NBA'e ismini kazımak için geliyor.
Bucks'taki uzun forvet pozisyonunu almak veya kaybetmek tamamen onun elinde, rakipleriyle arasında yetenek olarak çok fark var. Ayrıca bir başka şansı da, Jefferson'ın Spurs'e gitmiş olması. Böylece kısa forvet pozisyonunda da kazanılmayı bekleyen dakikalar var. Ersan'ın hedefi maç başına en az 25 dakika almak olmalı. İnşallah başarılı olur.

Jazz'ın yeni yüzü

Jazz'ın, Blazers ile Millsap arasında imzalanan kontratla eşleşmesi bekleniyordu zaten. Dün sabah saatlerinde de bunu yapacaklarına dair raporlar çıktı ancak son 4-5 saatleri kaldı ve hala resmi haber çıkmadı. Bu karar hem Jazz hem Blazers açısından hayırlı olacak gibi duruyor. Blazers, Jazz ve Pistons ile üçlü takas yapıp Prince'i kadroya katmanın peşindeymiş. Müthiş bir tercih olur. Saf bir kısa forvet ve defansta rakiplerin her hareketini 1 kere daha düşünmesine neden olacak bir faktör. Ayrıca hücumda da gerek post-up'ları gerek boş uzak mesafeli şutları sokmasıyla takımına katkıda bulunacaktır.

Jazz tarafında ise, Mehmet'in işinin biraz da zorlaştığını söyleyebiliriz. Çünkü Boozer boyalı alanda etkili olduğundan, Mehmet'in dışarıda boş kalmasında büyük katkısı oluyordu. Millsap'in hücumda böyle, rakibin boyalı alanı kalabalık tumasına sebep olacak bir etkinliği yok.
Ancak Kirilenko'ya baktığımızda ondan bir yükseliş bekleyebiliriz. Boozer'ın gitmesiyle de paylaşılacak şut miktarı artacaktır takımda. Hücumda yeterince eline top değmemesinden dolayı adeta Jazz'a küsen Rus yıldızın, bu yıl biraz daha istekli oynadığına tanık olabiliriz. Boozer gittiğinden dolayı uzun forvette Kirilenko'ya süre de açılacaktır. Geçmişte maksimum konrat almasında, bu mevkide oynadığı oyunun çok büyük katkısı vardı. Tabii ki Sloan'un inadından vazgeçmeyip onu kenardan oyuna sokması durumunda bunlardan bahsetmemizin hiçbir anlamı olmayacaktır.

Not: Ben bu kadar yazdım, şimdi Hidayet olayındaki gibi Jazz fake atarsa hiç şaşırmayacağım. Ayrıca Millsap'in kalmasının, Boozer'ın otomatik olarak gitmesi anlamına geldiğini düşünerek yazdım. Yoksa Boozer'ın gittiği veya gideceğinin resmi olarak açıklandığı falan yok henüz.

Riley çark etti

Heat, hem Odom'a Lakers ne kadar ödüyorsa ödeyip getirmek hem de Boozer'ı takas yoluyla almak istiyormuş. Wade de eski takım arkadaşı için "Buradaki evini hala satmadı, gelmesini çok isterim ama onun geleceği ve onun kararı. Seçtiği takım muhtemelen son durağı olacak" demiş. Riley ayrıca Heat'in sezonluk bilet sahiplerine özel bir toplantı düzenlemiş. Bu toplantıda hamlelerin yakın olduğuna değinmiş. Ayrıca hem Boozer hem Odom'u alsalar bile, 2010 yazında en azından 1 süper yıldız almaya yetecek salary cap'lerinin olacağını belirtmiş.
Kısacası Riley ve Heat, Wade'in verdiği ultimatom karşısında çaresiz kalmışlar ve şimdiden yıldız avına çıkıp onu mutlu etmeyi amaçlıyorlar. Eğrisi doğrusuna geldi diyebiliriz. Sonuçta Wade takımdan ayrılırsa bir başka takımı şampiyonluğa taşımak için uğraşacaktır. Öte yandan Heat, Wade gibi bir yıldızı bulana kadar kim bilir kaç sezon geçirecektir.

Ayrıca Wade Twitter sayfasından dün "Güzel haber çok yakında, bekleyin" diye bir duyuruda bulunmuştu. Bunun bir transfer haberi olduğunu düşünen Heat taraftarları hayalkırıklığına uğradılar. Birkaç saat önce Wade, Converse'ten Nike'a geçtiğini açıkladı. Hayırlı olsun, yakında kendi ayakkabısı çıkacaktır.

17 Temmuz 2009 Cuma

Astronot Antawn Jamison

Jamison son 10 yıldır uzayda yaşıyordu herhalde: Medyada çıkan Marbury-Wizards flörtü haberlerine sevindiğini söylemiş. Şöyle tercümesini koyayım: "NBA'de, yüksek bir itibara ulaşmış, ne yapabilecekleri, her maçta takıma ne verebilecekleri belli olan oyuncular var. Marbury bunlardan biri. Onu üniversiteden beri tanıyorum, hem parkelerde hem dışarıda başardıkları ve yaptıkları çok önemli. Öyle bir oyuncu ki, gittiği takıma katkı sağlayıp çok daha iyi bir hale getireceğine şüphem yok."

İşte Marbury'nin başardıkları: Wolves onu Nets'e takas ediyor. O yıldan sonra Wolves her sene %50 galibiyet yüzdesinin üzerine çıkıyor, 4 yıl sonra da konferans finallerine kalıyor. Gittiği Nets bir önceki sene %50'den fazla galibiyet almış ve playoff'lara kalmış. Marbury geliyor ve takım 3 sene üstüste ilkbaharda tatile çıkıyor. Bu sefer Nets onu Kidd karşılığında Suns'a gönderiyor. Bilin bakalım ne oluyor? 1989-2001 yılları arasında 13 yıl boyunca playoff'lara kalan Suns ilk defa bu başarıyı elde edemiyor. Marbury'nin Suns'da kaldığı 3 senenin sadece birinde playoff'lara kalıyorlar ve yanlış hatırlamıyorsam ilk turda ilk maçı kazandıktan sonra, Spurs'e 4-1 eleniyorlar. Öte yanda Nets'e giden Kidd, 2 sene üstüste takımını NBA Finalleri'ne çıkartıyor.

Vapurdaki seyyar kalem satıcısı edasıyla: Bitti mi? Bitmedi. Bu sefer bu kanserli organı Knicks almak istiyor. Marbury takas ile New York'un yolunu tutuyor. Peki ayrıldığı Suns takımı ne yapıyor? Yerine gelen Nash'in komutası altında üstüste iki batı finali oynadıktan sonra bir de batı yarı finali oynuyor. Marbury'nin New York'ta yaptıklarını hepimiz biliyoruz. Larry Brown ve en yakın arkadaşlarından Isiah Thomas ile yaşadıkları televizyon dizisi yapılsa rating rekorları kıracaktır. En sonunda Knicks de onun şişkin kontratından ve en önemlisi kendisinden kurtuldu. En son Celtics kendisini "Belki aklı başına gelmiştir de katkı verir" mantığıyla denedi ama memnun kaldıkları söylenemez.

Şimdilerde ise Avrupa'ya mı gitsem yoksa NBA'de yatacak bir takım mı bulsam diye düşünüp duran bir adam haline geldi Marbury. Şu yukarıdaki 2 paragrafın hepsi tesadüf olabilir mi? Bir adamın her geldiği takım başarısızlığa sürüklenirken, her ayrıldığı takım silkinip kendine gelebilir mi? Tesadüflere inanırım ama bu kadarına da değil. Jamison gerçekten ne dediğinin farkında değil diye düşünüyorum. Ya Marbury'i üniversiteden beri tanıyor olması onu etkilemiş ya da şu günlerde Marbury'den Jamison'ın hesabına yüklü bir miktarda para transferi söz konusu... Bildiğim birşey var ki ateş nasıl düştüğü yeri yakıyorsa, Marbury de gittiği takımı yakar.

Not: Yazı tamamen bana aittir. Marbury'nin geçmişini bir yerden alıp çevirmedim. Sadece Marbury'i öven bir açıklama görünce kendimi tutamadım.

Beklentilerin altında: Felton

Felton'ın menajeri Bradbury, Bobcats'in genel menajeri Higgins ile buluşmuş ve yeni bir kontrat için görüşmüşler. Felton tarafı bu toplantıdan boynu bükük ayrılmış. Çünkü iki tarafın düşündüğü fiyat arasında epey bir fark varmış. Tek anlaşabildikleri nokta kontratın uzun süreli olmasını istemeleriymiş. Badbury anlaşmanın sağlanması için "Düne göre çok daha az inanıyorum" demiş ama konuşarak ve pazarlık yaparak herşeyin çözülebileceğine değinmiş. Tamamen spekülasyon olacak ama bence Bobcats yıllık 6 milyon doları civarı önerirken, Felton 9 istiyordur.

Felton bana göre çoğu kişi tarafından abartılan bir oyun kurucu. Aslında evet yetenekli ama bu yeteneklerini bir türlü istikrarlı bir şekilde gösteremiyor. İşin en kötü yanı, karar verme yetisinin yeterince gelişmemiş olması. Yine de yetenekli olduğunun farkında ve kendisini iyi kararlar vererek işin altından kalkabileceği yerlere sokuyor ama ardından yanlış bir şut seçimi veya top kaybı yapıyor. Dış şutlarının ne kadar kötü olduğuna da değinmeden edemeyeceğim. Dış şut derken sadece üçlük değil, 5-6 metre civarından kullandIğı atışlarda da bir türlü istenilen düzeye çıkamıyor. İşin ilginci bunun kendisi de farkında olmasına rağmen her maç bu dış şutları denemeye devam ediyor. Bu konuda Andre Miller ve Tony Parker'dan ders alması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca çembere kadar rahatlıkla penetre edebilse de, bu oyuncuların aksine boyalı alanın içinden denediği atışlarda zayıf kalıyor. Bütün bunların üstüne, Felton'ın ligdeki geri kalan oyun kuruculara oranla çok iyi yaptığı bir iş olmadığını da söyleyebilirim. Zaten bu yaz döneminde o kadar oyun kurucu arayan takım varken, Felton'ın isminin hiç biriyle beraber anılmadı. Bu da bütün saydığım nedenlerin sonucu olsa gerek.

Bobcats'in elinde, geçen sene şans bulduğu anlarda kendisini kanıtlayan DJ Augustin gibi bir oyun kurucu daha var. Bu genç yetenek gerek şut yüzdesi, gerek çabukluk bakımından Felton'ı solluyor. Eğer Felton beklenilen patlamayı bu sene de yapamazsa, Augustin'in ilk 5'teki pozisyonu yavaş yavaş ele geçireceğini düşünüyorum. Belki de 2010 yaz sezonu için Felton'a kontrat vermeden devam etmek, Bobcats için daha hayırlı olacaktır. Yukarıda saydığım onca nedenden ötürü, Felton'a yıllık 6 milyondan fazla vermenin hiç akıllıca olmayacağını düşünüyorum. Ancak Bobcats, Diop, Mohammed ve Radmanovic'in yıllık 7'şer milyon dolar değerindeki alacaklarına, bir başka kötü kontrat daha eklemek istiyorsa bilemeyeceğim.

Günün Eğlencesi -2


Antoine Walker bir zamanlar, forvet pozisyonu göz önüne alındığında fena üçlük atmıyordu. Ama bileğinin aslında yumuşak olmadığını kesinlikle belirtmem gerekiyor. Zaten bunu 2003 All-Star üçlük yarışmasında 7 puan alarak kanıtlamıştı. Tabii insan kendisini Steve Kerr zannedince, zaptetmek zor oluyor. Walker bu üçlük yarışmasına katıldığı zamanlar maç başına ortalama 7-8 üçlük sallıyordu rakip potaya. %40-45'e yakın isabet bulmadıkça (Walker'ın 33 civarıydı), maç başına bu kadar çok denemenin hiç bir mantıklı açıklaması olamaz. İşte, zamanında bunu merak eden bir gazeteci soruyor:

- Antoine niye bu kadar çok 3'lük kullanıyorsun?
+ Çünkü 4'lük yok da ondan.

Alo? - Seni terkettim, düğün iptal.

Richard Jefferson, evleneceği Kesha Ni'cole'dan düğün gününde ayrılmış. Üstelik e-mail ile !! Yani bu kadar da olmaz. Sen hayatını birleştireceğin kadına onu terkettiğini böyle bir zamanlama ile ve bu yöntemle söylüyorsan, sana ne desek az Jefferson. Pardon, e-mail'dan sonra 2 saat telefonda konuşmuşlar, o zaman herşey olması gerektiği gibi gelişmiş sayılır. Ayrıca karar o kadar geç alınmış ki, bir sürü davetli, düğünün gerçekleşeceği otele gitmişler.
Eski bir New Jersey Nets kızı olan Kesha Ni'cole olabildiğince iyi durumdaymış. Jefferson iddialara göre eşcinselmiş ama bunu kendisi ısrarla ve inatla yalanlıyormuş "Gerçekle hiç alakası, benim saklayacak birşeyim yok" diye. Öte yandan Jefferson eski gelin adayına, telafi olarak 6 haneli bir rakam kadar dolar ödemiş. Sonra da çıkıp açıklama yapmış "Onu susturmak için vermedim bu parayı" diye. E peki niye verdin? Hani saklayacak birşeyin yoktu? Sözde yeni bir hayata başlayabilsin diyeymiş. Hey gidi hey. Dünyanın gerçekten de çivisi çıkmış...

Edit: İptal edilen düğün için Jefferson otele 2 milyon dolar ödemiş bile.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Yeni bir Millsap mi geliyor?

Spurs, 1 ay kadar önce 37. sıradan seçtiği çaylak DeJuan Blair ile 3 yıllık sözleşme imzalamış. Blair bu dönemde 2.7 milyon dolar kazanacakmış. Maalesef kendisini izleme şansım olmadı. Ama Amerika'daki 2 arkadaşım inanılmaz övüyorlar bu genç adamı ve Spurs'ün o kadar aşağılardan bir canavar aldığını belirtiyorlar. Ben de youtube'dan izlediğim kadarıyla şu yorumu yapabilirim: Millsap'in daha savaşçısı, Maxiell'ın daha yeteneklisi. Tek sorunu 1.97 boyunda olması ama müthiş savaşçılığı ve inanılmaz kuvvetiyle bu eksiğini kapıyor. Bakalım bu fiziksel sorunu NBA'de başını ağrıtacak mı? Yoksa Blair NBA'e Millsap gibi ses getirebilecek mi?
Buna ek olarak dizlerinin de problemli olduğu ve NBA'in ağır programını kaldıramayacağı söyleniyor. Ama 37. sıradan bu riski almaya kesinlikle değecek bir oyuncu olduğunu söyleyebilirim. Yaz liginde Hornets'a karşı oynadığı maçta 22 dakikada 13 sayı 10 ribaund yaparak Byron Scott'ı çok etkilemiş. Ardından da verdiği röportajda "Amacım benim 37'ye kadar düşmemi sağlayan onca takımı pişman etmek, çıkıp sadece işimi ve en iyi yaptığım şeyi yapıyorum: Savaşmak, ribaund toplamak" demiş. Spurs'ün uzun rotasyonunda kendisine yer bulması en büyük dileğim.

Zamanında Thabeet'i denize döktüğü videoyu da paylaşayım:

Bosh'un kritik kararı

Bosh, Raptors taraftarlarına umut veren çıklamalarda bulunmuş. Özetlemek gerekirse, Toronto'yu ne kadar çok sevdiğini, taraftarların da onu ne kadar çok sevdiğine değinmiş. Raptors'ı zirve mücadelesine taşımak için çok çalışmaları gerektiğine değinen Bosh, Hedo'nun gelmesiyle gelecek sezona daha umutlu bir şekilde bakıyormuş. Özellikle de takımın uzun forvet mevkisinde gelişmesi gerektiğine yani kendisine değinen Bosh, bu yüzden yaz boyunca oyununun her yönüne ekler yapmaya çalıştığını dile getirmiş. Geçen yaz Olimpiyatlar nedeniyle buna önem verememiş. 2009 sezonunun Raptors için çok kötü bir dönem olduğunu belirtirken, bu sezon birşeylerin ters gitmesi durumunda düzeltmek için varlarını yoklarını ortaya koyacaklarını söylemiş. Son olarak da "İleride sadece 'Ben bu ligde oynadım" demek için oynamıyorum, amacım şampiyon olmak. İnsanlar hatırlanmak ister, özellikle de şampiyon olarak." diye bitirmiş.

Gelecek sezona her ne kadar pembe gözlükle bakarsa baksın, Bosh'un başarı ve şampiyonluk istediği bu açıklamalarından açıkça belli oluyor. Medyada her ne kadar kontratını bu yaz uzatma ihtimalinden bahsedilse de, bana öyle geliyor ki; Bosh Raptors'ın bu sene ne yapacağına bakmak isteyecektir. Kısacası takımın gelecek 5-6 senesinin kaderini, önümüzdeki sezon belirleyecek diyebiliriz. Başarılı olabilirler mi? Çok zor gözüküyor. Ben şahsen playoff yapmalarını bekliyorum ama Celtics, Cavs veya Magic ile eşleşmeleri durumunda, favori takım onları büyük ihtimalle süpürecektir.

Bosh, eğer bu yaz kontratını uzatırsa, 5 yıl boyunca, eski Garnett gibi takımını sırtlamaya çalışıp başarısız olan bir süperyıldız izleyeceğiz gibi geliyor bana. İmzalaması durumunda Hedo ve diğer oyuncular umarım beni yanıltırlar ve başarılı bir Raptors takımı oluşur gelecek senelerde. Yabancı oyuncuları çoğunlukta olan Raptors'ın Avrupa basketbolu ile NBA'e karşı olan savaşını izlemeye hazır olun.

Ainge: Herkes çok heyecanlı

Danny Ainge yeni açıklamalarda bulunmuş. Rondo ile Perkins'in gelişimi ve Rasheed'in eklenmesiyle 2 sezon önce şampiyon olan takımdan daha güçlü hale geldiklerini düşünüyormuş. Boston'da halk ve taraftarlar 2 sene önceki gibi çok heyecanlılarmış. Bence Ainge sonuna kadar haklı, daha yaz sezonunda olsak bile doğuda kılpayı farkla Magic ve Cavs'den üstün olduklarına inanıyorum. Ancak bunun sebepleri bana göre Rondo ve Perkins değiller. İkisi de playoff'ların kritik anlarında güvenilir olmadıklarını tekrar tekrar kanıtlıyorlar. Özellikle Rondo, bu sene o mental gelişimi gösterirse bence şampiyonluk için önlerindeki engelleri teker teker geçerler. Fakat Rondo'nun kafa olarak kritik dakikalara hazır olup olmadığını, gelecek ilkbahardan önce bilmemize imkan yok. Bundan 2 ay önce, yavaş yavaş hazır olmaya başladığını gösterdi. Ben yine de onun kritik anlarda şutuna güvenemeyeceğini düşünüyorum. Nitekim NBA'de normal sezon ile playoff'lar arasında dağlar kadar fark var. Bence asıl farkı yaratacak isim Rasheed. Onun hücumdaki çift yönlü oyunu, defanstaki bilgisi ve en önemlisi de playoff tecrübesi Celtics'in başarısında çok önemli rol oynayacaktır.
Bu arada, resimden anlaşılan o ki, Doc Rivers Ainge'in fikirlerine katılıyor. Keşke bu açıklamaları ciddiye almasaymış diyorum. Baksanıza şampiyonluk için şimdiden fazlasıyla heyecanlanmış(!) gibi duruyor. Eğer Ainge'in dediği gibi, playofflarda maçlara gelecek taraftarlar da en az Rivers kadar heyecanlı olacaklarsa, rakip takımların hiç bir şansı kalmayacaktır yeşil yoncaların karşısında.

Koca(!) kafa Dwight

Ön planda Venus Williams var, ona aldanmayın. Sağ arkada beyaz t-shirt'üyle NBA severlerin yakından tanıdığı Dwight Howard duruyor. Yoksa durmuyor da Dwight'ın kafası sonradan mı montajlanmış? Baksanıza sanki Fotospor photoshop yapmış gibi oturmamış vücuduna. O omuzlara, o boya, o kafa? Ama resimde hiç bir oynama falan yok. EA Sports'un oyun tanıtımları için yapılan çekimlerden bir fotoğraf. Bakış açınıza göre, Howard'ın geniş omuzlarını veya küçük kafasını bu kadar çarpıcı olarak sergileyen bir fotoğrafı paylaşmadan edemedim.
Sempatik genç pivotumuzun kafasından aldığı darbeyi böyle savuşturmak istiyorum. Yanındaki isim Venus Williams. Her ne kadar ince yapılı bir kadın olsa da, bir tenisçi olduğunu unutmamak lazım. Üstelik kol ve omuz kasları sağolsun 208km/s ile dünyanın en hızlı sevisini atan bayan tenisçisi. Dwight onu bile 3'e katlamış neredeyse kolun her alanında. İnsan değilsin Dwight.

Odom'un $ hırsı

Los Angeles Lakers, Odom'a yaptığı 4 yıllığına 36 milyonluk ve 3 yıllığına 30 milyonluk iki teklifi de geri çekmiş. Çünkü Odom beyefendi tenezzül edip de cevap verme gereği duymamış bu tekliflere. İnatla ve ısrarla 5 yılda 50 milyon kazanma arzusunu sürdürüyormuş. Yani gerçekten bazen söyleyecek kelime kalmıyor. 5 yıllık kontratta ısrarcı olmasının nedeni belli: 4 sene sonra yeniden serbest kaldığında, kimsenin 34 yaşındaki bir oyuncuya 3-5 milyondan fazla vermeyeceğini biliyor. Şimdiden ne koparsam kardır mantığında. Kaldı ki, bu adam takımın 3. en önemli adamı, hatta formda bir Bynum varken 4. sıraya bile düştüğünü söyleyebiliriz. Normal şartlarda bu kadar paraya değeceğini düşünmüyorum. Takımın sahibi Jerry Buss iyi ki sinirlenip teklifleri geri çekmiş. Yine de Odom'un kalması için açık kapı bırakmış. Çünkü az önce belirttiğim gibi şartlar normal değil: Şampiyonluğa oynamak için, ne olursa olsun ona ihtiyaçları var.

Odom'un oyunu ve hangi takıma gideceği konularına değineyim biraz da. Kendisinin peşinde Mavericks'in düştüğünü Cuban daha yeni açıkladı. Onun dışında Jazz'ın Millsap'ı takımda tutması halinde, Blazers'ın da Odom yarışına dahil olması bekleniyor. Hatta Yahoo yazarlarından beğendiğim bir isim olan Wojnarowski, oyun kuran bir kısa forvet arayan Blazers'ın bugüne kadar Odom'u niye düşünmediğini anlamadığını yazmıştı. Ancak burada unutulan çok büyük bir nokta var. Odom geçmişinde kısa forvet oynamış olabilir ancak son 3-4 senedir bu mevkide sadece çok kısıtlı dakikalar görev aldı. Çünkü ayak çabukluğu kısa forvetleri savunmaya yetmiyor ayrıca hücumda dış şutları da yeterince etkili değil. Kısacası Odom bir kısa forvet değil. Onu bu pozisyonda oynasın diye transfer etmenin çok yanlış bir karar olacağını düşünüyorum Portland açısından.

Mavericks'in de elinde Nowitzki ve Marion varken zaten Odom'u ne kadar oynatabileceklerine dair kafamda soru işaretleri var. Üstelik sadece MLE kontratı teklif edebilecek durumdalar. Odom'un 4 yıllık 36 milyon dolara burun kıvırdığı bir ortamda, Mavericks'in şansı oldukça az diyebiliriz. Odom eninde sonunda Lakers'da kalacak gibi bir his var içimde. Lakers için mantıklı olan hamle bu. Ancak inşallah bunu Odom'a daha fazla para kaptırarak sağlamazlar... Bu tarz hareketler yapıp, kendisini takımdan yüksekte gören oyunculara karşı bir tavır konulup, bu tavır korunmalı diye düşünüyorum. Teklifi geri çektikten sonra, daha yüksek bir paraya anlaşırlarsa, bu komik bir anı olarak hafızalarımızda yer edecektir.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Banner

Bugüne kadar kullandığım banner'ı bana gönderen Gökhan G.'ye de bir kez daha teşekkürler. Ancak bir değişikliğin iyi olacağını düşündüm ve arkadaşım Cem sağolsun oturduk yeni bir banner hazırladık. Konu photoshop olunca onun bilgisi ve yeteneği ön plana çıktı. Sağol Cem. Ben çok beğendim, umarım sizler de beğenmişsinizdir.

Günün Eğlencesi - 1


Artık gün içinde rastladığım komik resim/video/sözlere yer vereceğim. Başlangıcı ntvspor'da Olympiakos'un Nate Robinson ile ilgilendiği haberine yapılan bir yorumla yapacağım. Bu arada şaka maka cidden 10 milyon dolar teklif ediyormuş Olympiakos. İzninizle "Yuh" diyorum...

Bugün de biraz fazla video-resime yönelik oldu. Kusura bakmayın. Akşama yazı gireceğim. İşte habere yapılan yorum:
"Ya arkadaşım bi Bobo'yu istiyorlar bi Robinson'ı istiyolar tamam biri basketçi biri topçu ama bence Bobo daha kaliteli oyuncu... Teşekkürler"

Kobe'den taş

Kobe herhalde geçmişte Harris'in videosunu izlemiş ve LeBron'un üstünden vurulan smaç olayını takip etmiş olacak ki, kendi basketbol kampında çok ciddi takılmış. İzleyiciler kağıtlara birer soru yazıp vermişler, Kobe de bunları cevaplamış. 14 yaşındaki fırlamanın biri "Ne zaman 1'e 1 maç yapacağız?" yazmış. Kobe de bu isteği "Ben asla meydan okumalardan kaçmam" diyerek kırmıyor. Ancak top bile göstermeden çocuğu yeniyor. Ardından çocuğa soruyor "Bugün ne öğrendin?". Afallayan çocuk LeBron'un kampından söz etmeye başlıyor. Kobe de taşı gediğin koyuyor: "Bildiğim tek birşey var, benim basketbol kampımda, benim üzerimden smaç basamazsınız." Anlaşılan sadece basketbol severler değil, oyuncular da bu kasede el koyulmasına gıcık olmuşlar.

Devin Harris, LeBron'dan beter olmuş

Bir senelikmiş video ama ben yeni izleyebildim. Harris, deyim yerindeyse "şebek" oluyor. Üstüne bir de çeken kameraya gelip son derece olgun bir şekilde "Ne kadar hızlı gördünüz mü? Beni kandırmayı başardı, adam çok iyi" diyor. Sportmenlik işte bu. LeBron olsa aceba o sahada taş üstüne taş kalır mıydı?
Bu arada Harris'in karşısındaki adam İngiliz bir sokak basketbolcusuymuş.

NBA'den kısa kısa - 2. baskı

Lamar Odom ortada kaldı. Lakers'dan 10 milyon doları kontrat koparmak isteyen Odom ile Mavs de ilgileniyormuş ancak onlar sadece MLE ödeyebiliyorlar. Lakers da 7 milyonun üzerine çıkmaya çok niyetli değil gibi duruyor. Sene başında "PJ beni kenardan oyuna sokmak için deli olmalı" diyen Odom, sezonun ilerleyen günlerinde sakinleşmiş ve rolünü kabullenmişti. Şimdi istediği parayı kazanamayacağı için Jackson'a yeniden gıcık olmaya başlamıştır. Nitekim fotoğrafta gördüğünüz üzere, güzel bir tekme sallamış bile Jackson'a.

Pistons Afflalo ve Sharpe'ı Nuggets' göndermiş. Karşılığında ilerideki bir drafttan 2. round seçim hakkı almış. Sezon başlayana kadar Dumars bu hızını korursa, Detroit şehri 15 tane daha önce hiç yüzünü görmediği oyuncuyla sezona merhaba diyebilir. Şaka bir yana Hamilton-Gordon ikilisi aynı takımda nasıl efektif bir şekilde barınacaklar hala merak ediyorum. Bunların dışında, kontratı Suns tarafından satın alınan Ben Wallace'ın Detroit'e geri dönebileceği haberleri çıkmaya başlamış. Benim bildiğim kadarıyla Pistons taraftarları para için takımı adeta satıp giden Wallace'a aradan 3 yıl geçmesine rağmen kızgın. Ama Pistons'ın uzun ihtiyacı bu kızgınlığı hiçe saymalarına neden olacak kadar büyük.

NBA'den kısa kısa

- Clippers, Iverson'ı istiyormuş. Geçen sene çok ümitliydim Clippers'dan ancak Zach Randolph'u sezon ortasında alarak büyük hata yapmışlardı. Şimdi hem ondan kurtuldular, hem Griffin var, üstüne bir Iverson'ı alırlarsa kağıt üstünde gerçekten çok iyi bir kadroya sahip olacaklar. Üstelik Iverson'ın ilk 5 çıkmasına da razılarmış. Bazılarına göre Eric Gordon'un önünü kapayacağı için kötü bir transfer olarak nitelendirilebilir ancak AI ile çok büyük ihtimalle 1 seneliğine anlaşılacağını unutmamak lazım. Gordon yine 25-30 dakka arasında bir süre görev alacaktır. Şu anda Grizzlies MLE önerirken, Clippers onlardan biraz daha az, Heat ise sadece 2 milyon dolar öneriyor. Grizzlies genel menajerine göre Heat ve Clippers arasında seçim yapacakmış AI.

- Anthony Parker Cavs ile 2 yıllığına 6 milyon dolar karşılığında sözleşme imzaladı. Daha önce değindiğim gibi, son derece yararlı bir transfer.

- Josh Childress, beklentileri karşılayamadığı bir avrupa sezonunun ardından, NBA'e dönmek yerine Olympiakos'da kalmayı seçmiş. "Daha burada işim bitmedi" demiş. Muhtemelen NBA takımlarından kendisine gelen teklifler yeterince memnun etmedi. Maddi tarafı bir kenara bırakıp sadece basketbol açısından bakarsak: NBA değil, kendisi kaybediyor.
Ayrıca Olympiakos, Knicks'in sınırlı serbest oyuncusu Nate Robinson ile ilgileniyormuş. NBA takımları kendisiyle pek ilgilenmediği için belki de Avrupa'yı seçebilir.