BIY AD

8 Temmuz 2009 Çarşamba

NBA'den kısa kısa - 3. baskı

- Serbest oyunculardan Chris Andersen 5 yıl daha Nuggets forması giyecek. 26 milyon dolar civarında bir parayı cebine indirecek olan Andersen, belki de NBA'de kazandığı parayı en çok hakeden isimlerin başında geliyor. Biraz daha kısa bir kontrat Nuggets açısından daha mantıklı olurdu diye düşünüyorum çünkü şu anda 31 yaşında olan bir adamdan bahsediyoruz. Ama böylesine savaşçı, herşeyini vererek oynayan bir pivotu her takım bünyesinde bulundurmak ister. Size ilginç bir istatistik vereyim, Andersen'in 48 dakika başına düşen blok ortalaması 5.68 idi. Bu rakam Heat'in şampiyon olduğu 2006 yılında, Mourning'in 6.34'lük performansından beri en iyi istatistik.
Geçtiğimiz sezon Nene, Kenyon Martin ve Andersen uyumlu bir uzun rotasyonu oluşturmuşlardı. Bu sene de kaldıkları yerden devam edeceklerdir. Özellikle Andersen sağolsun, Denver'ın pota altı rakipler için adeta bir korku tüneli diyebiliriz.
- Phoenix Suns, Matt Barnes'ı takımda tutmayı düşünmüyormuş. Cavaliers, Magic ve Mavericks oyuncunun menajeriyle temasa geçmişler. Barnes çok ilginç bir adam. Beğenmekle beğenmemek arasında gidip geldiğim, bir türlü kesin kararımı veremediğim bir oyuncu. Şutları bir guard veya kısa forvetten bekleyeceğinizden daha kötü ama bunu sert oyunu ve basketbolu iyi bilmesiyle kapatıyor. Defansta da canını dişine takan Barnes'ın, geçtiğimiz sene yanlızca 1 senelik kontrata imzalamasına şaşırmıştım. Bakalım şimdi kapağı nereye atacak?

- Zaza, Hawks ile 4 yıllığına anlaşmaya varmış. Daha ücret açıklanmamış ancak önceki kontratındaki 16 milyondan "oldukça fazla" bir miktarmış. Herhalde 22-23 milyon civarında olduğunu düşünürsek yanlış olmaz. Ama maç başına 15 dakika alan, pis işleri müthiş yapsa da, NBA'e göre kalıbı ufak kalan ve hücumda etkisiz olan bir pivota yıllık 6 milyon dolar vermek hiç akıllıca değil. Hatırlatalım ki piyasada Andersen yıllık 5, Gortat ise 6 civarına gidiyor. Hawks'a para batıyor galiba.

- Ron Artest, Michael Jackson'ın anısına 37 numaralı formayı giyecekmiş. Bunun nedeni Thriller albümünün ilk çıktığında en çok satanlar listesinde tam 37 hafta boyunca zirvede kalmasıymış. Çok hoş bir jest.

- Brandon Bass'in menajeri "3 takımla görüşüyoruz" demiş. Bunlar Portland, Detroit ve Orlando imiş. Yahu daha 12 saat önce "Mavs ile fiyat konusunda biraz farkımız var ama Bass Mavs'de kalmayı çok istiyor" diyen kimdi? Fotospor tadında senaryolar yazıp, başkalarının ağzından çıkmayan sözlere mi yer veriyorlar nedir? Neyse kısacası Dallas yarıştan kopmuş gözüküyor. Bu 3 takım Bass için son atağı yapmadan önce McDyess'ın kararını bekliyorlarmış. Onun da, diğer takımlardan 1 sene daha uzun kontrat öneren Spurs'e yakın olduğu söyleniliyor.

NBA'den kısa kısa - 2. baskı

Timberwolves genel menajeri Kahn, şu an bulunan noktada yapacak birşey olmadığının altını çizmiş ve "Rubio ile ailesinin verecekleri kararı önemli" demiş. Kahn, genç oyun kurucuyu takas etmek gibi bir niyetlerinin olmadığını belirtmiş. Ama son söylediği söz çok ilgincime gitti. Kendisi, Rubio'nun bonservisi hakkıdna bilgiye sahip değilmiş. Bu ne demek şimdi Allah aşkına. Daha önce bir İspanyol gazetesi tarafından Rubio'nun 2 sene daha İspanya'da kalacağı yazılmıştı. Sanırım sonunda bu iddia doğru çıkacak.
En azından ısrarla, Rubio'yu takas etmeyeceklerinin altını çiziyorlar. Haberdeki sevinilecek nokta bu.

Otis Smith, Dwight Howard'ın yedeği olarak 10 dakika bile almayan Gortat'ya MLE'nin tamamını vermeyi düşünmüyormuş. Ama mantıklı bir fiyata tutmak istermiş. NBA'de Gortat gibi savaşçı, bir çok takımın ilk 5'inde rahatlıkla görev alabilecek bir pivotu 2-3 milyon dolara takımda tutmayı düşünüyor zannedersem. Çok bekler. Kısacası Gortat'nın gitmesine göz yumacaklar gibi duruyor, yani Magic de uzun arayışına başlayacak. Çünkü Battie ve Gortat gidince takımda pivot oynayabilecek yedek kalmamış oluyor. NBA'de uzun kıtlığı artık vahim bir hal aldı. Hangi takıma baksanız uzun oyuncu peşinde. Üstelik piyasadaki opsiyonların da kaliteli isimler olduğunu söylemek zor. Bakalım hangi oyuncular kimlerin elinde kalacak...

Brandon Bass'e 5 yıllığına 25 milyon dolar teklif edildiği iddia edilmişti. Bunu yazan gazete Charlotte Observer idi. Ancak Bobcats Bass ile ilgilense de, bu teklifle bir alakası yokmuş. Teklifin kimden olduğu meçhul.
Ardından Dallas'ın Bass'e yıllık 3.5 milyon dolar önermiş ve menajeri de, "Bass çok kalmak istiyor, miktarda biraz fark var sadece" demiş. Mavs eğer Bass'i yıllık 4 milyon civarından takımda tutmayı başarırsa ileriye yönelik çok iyi bir hamle yapmış olacaklar. Bu genç yeteneğin boyu, klasik bir 4 numaraya göre kısa sayılır. Ancak çabukluğu, orta mesafe şutları, işin defans yönünü ciddiye alması ve en önemlisi de maç boyunca canını dişine takmasıyla bu dezavantajını rahatlıkla kapatıyor. Kısacası hem yetenekli, hem savaşçı. 5 yılda 25 milyon kazanacaksa da "Helal olsun" demek istiyorum kendisine şimdiden.

NBA'den kısa kısa

- Ersan İlyasova, Barcelona'da geçirdiği başarılı 2 sezonun ardından tekrardan NBA'e dönmeye karar vermiş. Bucks ile görüşmelere başlamışlar, anlaşmaları yakınmış. Bakalım Avrupa'da uzun forvet pozisyonunda etkili oynayan Ersan, NBA'de cüsseli oyunculara karşı bu kadar başarılı olabilecek mi?

- Raptors, Bargnani'nin kontratını 5 yıl uzatmış. Tam 50 milyon dolar karşılığında. Evet Bargnani hücumda kendisini buldu ve beklenilen gibi bir ofansif güç olacağının sinyallerini verdi. Defansta da belki bir Dwight Howard değildi ancak beklenilenin üzerinde performans gösterdi. Ama çok büyük bir eksi yönü var: bu adam ribaund özürlü. 2.14 boyunda bir oyuncunun 32 dakikada 5.3 ribaund çekmesinin özürü falan olamaz. Ayrıca bir maç 10'da 1 atıp, sonraki maç 9/14 isabet oranı sağlamak gibi bir huyu da var. Şutlarında istikrar sağlaması halinde çok daha güvenilir bir oyuncu olacaktır. Ama asıl olarak dediğim gibi ribaund sezgisini geliştirmesi ve rakibi box-out etmeyi öğrenmesi gerekiyor. 3/4 sezonluk bir parıltı sonrasında yıllık 10 milyon doları kaptığı için hem kendisi hem Raptors bolcana eleştirilecektir. Tabii ki Raptors'ın ona daha az para para ödemesi mantıklı olan seçenekti. Yine de bence, 2.14'lük boyunun yanındaki yumuşak bilekleri ile bu kontratın hakkını verecek potansiyele sahip.
Böylece Raptors, Hedo-Calderon-Bargnani üçlüsüne 5 sene boyunca, yılda yaklaşık 30 milyon dolar bağlamış oldu. Bosh'un seneye ayrılması durumunda, takımın çekirdeğini Avrupalı üçlü oluşturacak. Aslında kağıt üstünde kadro fena değil ama işte Bosh'un gitmesi halinde düz bir takıma dönüşecekler. O yüzden bu sene playoff'lara kalıp en azından Bosh'a, birşeyler yapabileceklerini göstermeleri lazım. Kısacası Hedo'nun geleceğinde Bosh'un ve muhtemelen başarının olup olmaması ilkbaharda Raptors'ın bulunduğu konuma bağlı diyebiliriz...

- Lakers daha önce anlaştığı Shannon Brown ve Artest ile resmi sözleşme imzalamış. Son 2 ayda aldığı kısa dakikalarda, gösterdiği performansla göz dolduran Shannon Brown ile sözleşme yenilemeleri önemli. Ellerindeki Farmar-Vujacic ikilisinden daha iyi bir oyuncu olduğuna inanıyorum. Şans verildiği takdirde Jackson'ı utandırmayacaktır. Şans derken en azından maç başına istikrarlı olarak alınan bir 14-15 dakikadan bahsediyorum.

Salary Cap - John Kuester - LeBron -

Evet baraj kapakları açıldı. Yaklaşık 1 saattir, NBA takımları serbest oyuncularla sözleşme imzalamakta özgürler. Ayrıca salary cap 58.68 milyon dolardan 57.7'ye düşerken, lüks vergisi sınırı 71.15 milyondan 69.92'ye indi. NBA'deki ortalama gelir geçtiğimiz seneye oranla %2.5 artmış olsa da, salary cap'in hesaplandığı formülde ufak değişikliklere gidildiği için böyle bir düşüş yaşanmış.
Şampiyonluğa oynayan, önemli oyunculara para vermekten kaçınmayan ve bu yüzden zaten lüks vergisinin üstünde olup, ufak artış bekleyen klüpler hayalkırıklığına uğradılar.

Pistons, Avery Johnson'ı maddi konularda tatmin edememiş. Mike Brown'un asistan koçu John Kuester'in kapısını çalmışlar ve anlaşmaya varmışlar. Kimdir Kuester? Ben şahsen onu Cavs'in hücum koordinatörü ve maçlarda oynayacakları setleri çizen asistan koç olarak tanıyordum. İşini oldukça iyi yaptığını söyleyebiliriz, çünkü Cavs'in hücumun bir sürü değişiklik ile çok varyasyonlu bir hale bürünmüştü. Kısa bir araştırma sonucu, 30 yıldır kenar yönetimlerin içinde olduğunu gördüm. 15 yıldır da NBA'de yardımcı koçluk yapıyor ancak bu 15 yılın 7 yılı çok önemli. Niye? Çünkü Larry Brown ile birlikte Philly'de bir final tecrübesinin ardından Detoit'te NBA şampiyonluğu yaşadı. NBA'deki ilk koçluk tecrübesi olacak. Beklentileri son yıllara göre oldukça düşük olan Pistons'da, Gordon-Villanueva gibi defans yapmayıp, hücum ile yaşayan oyuncularla, izlemesi zevkli bir takım yaratabileceğini düşünüyorum.

LeBron'un Ariza'ya "2010'da Cavs'de kalıyorum" dediği, daha sonra LeBron'a yakın çevreler tarafından yalanlanmıştı. Ancak bu yalanlamalara ağır bir balta indi: Mo Williams Twitter sayfasında "LeBron, kalacağını bize zaten çok uzun zamandır söylüyro" diye açıklama yaptı. Üstüne de "Evet artık herkes biliyor hadi bakalım" demiş. Bütün bunlara rağmen, Cavs bu sezon şampiyon olmazsa LeBron'un takımda kalacağına inananlar parmak kaldırsın...
Channing Frye da Cavs'in kendisiyle yaptığı görüşme sonrasında, "Cavs'e çok iyi uyacağımı düşünüyorum, dış şut atabilen bir uzun olarak Shaq ve LeBron için boyalı alanı boşaltabilirim" demiş. Bundan 3-4 sene önce, Knicks'te oynadığı seviyeyi Cavs'e taşıyabilirse, oldukça yararlı olacağını düşünüyorum.
Ayrıca Kleiza Cavs'le, Cavs de Kleiza ile ilgileniyormuş. Cavs sanırım sonunda kalıplı bir yedek kısa forvet buldu. Bakalım anlaşabilecekler mi.

7 Temmuz 2009 Salı

NBA'den kısa kısa

- Mike Bibby, Atlanta Hawks ile 3 yıllığına 18 milyon dolar karşılığında yeniden anlaştı. Asistlerinden çok şutlarıyla tanınan oyun kurucunun daha çok para isteyeceği düşünülüyordu ancak yıllık 6 milyon dolar gibi cüzi bir miktara (bize göre değil tabi NBA'e göre) takımında kalmış. Belki de bütün NBA'de Philly'e en iyi oturacak oyun kurucuydu. Eminim ellerinden kaçırdıkları için dizlerini dövüyorlardır. Bibby boş üçlükleri değerlendirmeye aynen devam edecek. Bakalım Crawford kenardan gelmek konusunda ne kadar olgun davranacak...
- Boozer ile Rip Hamilton'ın takas olacağı konuşuluyor. Dünün haberiydi ancak bugüne kısmetmiş. İki takım için de mükemmel bir takas olacaktır. Pistons'a bakıyorsunuz, içeride uzunu olmayan, şutör guard mevkisinde Gordon-Rip ikilisini yeterince efektif kullanamayacak bir takım. Ardından Jazz'a bakıyorsunuz, yıllardır en çok sıkıntı çektiği pozisyon şutör guard. Ayrıca takımda tutmak için fedarkarlık yapacakları Millsap'a mümkün olduğunca dakika vermek istiyorlar, bunu yapmaları Boozer varken kolay olmayacaktır. Jazz açısından tek sorun Hamilton'ın uzun süreli kontratı diyebiliriz.
- Knicks'in, Celtics tarafından ısrarla istenilen Hill'e MLE'nin 2-3 milyon dolarını kullanarak tek senelik bir kontrat önermiş. D'Antoni ve Knicks oldukça umutlularmış. Bakalım Hill kimi seçecek. Ben hala Celtics'i seçeceğini düşünüyorum. Belki bunda Knicks'e olan önyargımın da etkisi vardır.
- Bir kaynağa göre, Lakers ile Odom arasında yapılan görüşmelere, görüşme demeye 1000 şahit istermiş. Odom'un istediği ücret yıllık yaklaşık 10 milyon dolar iken, Lakers bu rakamın yakınına bile gelmeyi düşünmüyormuş. Tabii şu anda lüks vergisi sınırının üstünde oldukları için, Odom'a verecekleri her bir doların karşılığında, bir dolar da NBA'e vergi olarak ödeyecekler. Lakers'ı çok yaman bir pazarlık süreci bekliyor...
Ayrıca son gelen haberlere göre, Blazers Odom ile yakından ilgileniyormuş. Andre Miller ve Lee'den çok daha iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum onlar için.

Wade ile dobra dobra

Miami Heat'in yıldızı ve NBA'in en iyi oyuncularından biri olan Dwyane Wade 2010 yılına konsantre olduğunu açıklamış. Heat'in şampiyonluğa oynayabilecek bir kadro kurmaması halinde, önümüzdeki yaza kadar kontratını uzatmayıp, ardından serbest kalabileceğini belirtmiş.

Sempatik yıldız ayrıca playoff'lara kalmanın kendisine yetmediğini ve eğer Heat'e yıllarını vermeyi gözönüne alacaksa, zirveyi zorlayacak bir takım yaratılması gerektiğini belirtmiş. Düşüncelerini, Riley'e de aktaracakmış ama kadronun güçlendirilmesine %50 ihtimal veriyor Wade. Ayrıca, son 15 günde doğudaki takımların yaptıkları transferlerle seviye atladığını, Heat'in yerinde saydığını söylemiş. Hep bir adım ileri gitmek istediğini ve bu sezonu, geçtiğimiz seneden daha aşağıda itirebileceklerini sözlerine eklemiş. Bu gidişle, 2010'da kendisini Heat'ten ayrılırken görüyormuş. Ama yine de, bugüne kadar Heat'in ona verdiklerinden dolayı kendisini borçlu hissediyormuş. O nedenle, şimdiden 2010'un kararını vermek gibi bir acelecilik içinde olmayacakmış.
Öbür yanda Riley, Wade kontratını uzatmadıkça önemli bir takas veya eklenti yapmak istemiyor. Çünkü bu hamlelerden sonra Wade seneye kontratını iptal etme hakkını kullanırsa, bütün bunların boşa gideceğini düşünüyor. Ayrıca Wade'in kontratını uzatmasının, başka büyük yıldızları Miami'ye gelmeye teşvik edeceğine dair bir teorisi var. Ama Wade de o teorinin bugüne kadar işlemediğine dikkat çekiyor. Riley'nin en haklı olduğu nokta ise: Bu yaz ekstradan para harcanmaması durumunda, gelecek sene Heat hem Wade'in kontratını uzatacak, hem de yanına bir süper yıldız ve bir iyi oyuncu alacak kadar ekonomik esnekliğe sahip oluyor. Ayrıca şu anki halleriyle lüks vergisi ödediklerinin de altını çizmeliyiz. Ekstradan harcayakları paralar Heat'in belini iyice bükecektir. Ayrıca bu sene ne hamle yaparlarsa yapsınlar, zirveya oynayacak bir kadro kuramayacaklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Wade, Spurs, Cavs, Lakers, Magic'in yanında Wizards ve Hawks'un da yaptığı transferlere dikkat çekerken takım arkadaşlarına da değinmiş: "Beasley, Chalmers, Cook gelecek vaat ediyorlar, Jermaine de sağlam dönerse iyi olacak ama bu şekilde 5. sıradan yukarı çıkabilir miyiz? Bize hem kendisine hem başkalarına pozisyon yaratacak bir oyuncu lazım, uzun veya kısa farketmez".Anlaşılan o ki, şampiyonluk yolundaki takımların, alttakilerle arayı açması Wade'in canını sıkmış. Bu da tam bir kısır döngüye yol açmış gibi gözüküyor. Wade sözleşme uzatmak için iyi kadro kurulmasını isterken, Heat önce Wade'in sözleşme uzatmasının önemli olduğuna inanıyor. Karşılıklı güven ile çözülemeyecek bir sorun değil. Ama hangi taraf fedakarlık yapıp diğerinin eline mahkum olacak göreceğiz.
Wade'in Miami'yi sevdiğini ve aslında kalmak istediğini biliyoruz. Ama tabii ki kazanma hırsı ve isteği bu sevginin önüne geçiyor. Bunun çok doğal olduğunu düşünüyorum. Nitekim Garnett'in yıllar boyu Minnesota'da çürümesine anlam verememişimdir. Wade bence en doğrusunu yapmış, üstelik çok doğru sözler kullanarak, kimsenin kalbini kırmadan, herşeye mantıklı bir açıklama getirerek...
Bir de tabii LeBron stili "2010, LeBron yılı olucak herkes beni konuşacak" diye sezon ortasında açıklama yapmak var.

Ariza, LeBron'a inanmadı

Bildiğiniz gibi Ariza, Rockets ile MLE kontratı karşılığında sözlü olarak anlaşmıştı. Hedo gibi, onun da başka takıma gitmek için vazgeçtiği haberleri çıkmaya başladı. Çünkü Cavs'in onu, Cleveland'a gelmek için ikna etme çalışmaları hız kazanmıştı. LeBron da Ariza'yı getirmek için bir hayli çaba sarfetmiş.

Ariza, gelecek sene LeBron'un ayrılacağı bir Cavaliers'a gelmek istemediği için, LeBron'a sormuş: "Seneye takımda kalıyor musun?" diye. LeBron'un cevabı da net olmuş "Kesinlikle kalıyorum". Ancak Ariza LeBron'un sözüne pek güvenmediğinden, Rockets'ta kalma ihtimali daha kuvvetliymiş. LeBron'un sözlerinin yanlızca onun Cavs'e gelmesi için söylenmiş olduğunu düşünüyormuş. Eh haksız da sayılmaz. Seneye Shaq'ın kontratı bitiyor, LeBron'un ise ayrılacağına çoğu otorite garanti olarak bakıyor.

Kısacası Cavaliers, 2011 sezonunda bir anda ligin dibine demir atacak duruma gelebilir. Bence Ariza eğer Cavs'in ligdeki en güçlü takım olduğuna inansaydı, eminim koşa koşa giderdi. Şu anda ise gördüğü tabloda hem önümüzdeki sene şampiyonluk şansı çok yüksek değil, hem de takımın geleceği tam anlamıyla sis perdesinin arkasında...

NBA'den kısa kısa

Son post'tan beri internete girmemiştim, yeni haberler gelmiş. Önce kendimce biraz daha önemsiz olanları kısa kısa aktarayım. Daha önemlileri artık sabaha veya öğlene kalacak.
- Wizards iddia edildiği gibi Marbury ile ilgilenmiyormuş. "Oh be" dedim Avea reklamlarındaki gibi. Ne işi var Marbury'nin, bol oyun kuruculu ve genç Wizards takımında.
- Hatırlarsanız Wizards 2 pivotunu ve 1 uzun forvetini takasla Minnesota'ya göndermişti. Bunun üstüne en azından 1 uzun serbest oyuncuyu eklemek istiyorlarmış kadrolarına. Adaylar arasından Nesterovic veya Frye'ı eklemeleri yararlarına olacaktır. Zaten senelik 3 milyon dolar civarına bu adamlara imza attırılabilir diye düşünüyorum. Diğer iki aday ise Collins ve Magloire; pek içaçıcı oldukları söylenemez.
- Rasheed Wallace'la anlaşan Celtics, buna rağmen Glen "Big Baby" Davis'i elinde tutmak istiyormuş. Ancak ekonomik olarak eli kolu bağlı olan klüp, Davis'e gelecek bir MLE teklifini karşılayamayacak düzeyde. Spurs'ün de Rasheed'i elinden kaçırdıkan sonra Davis'e MLE'nin tamamını önereceği konuşuluyor. Elindeki yıldızları 32,33 ve 34 yaşında olan Celtics için geleceği parlak bir oyuncu olan Davis, Rasheed'in yanında önemsiz kalıyor. Öte yandan, Spurs Davis'i alsa bile halen kalıplı ve 2.10 üzerinde bir pivota ihtiyacı olacak. Haislip'i de transfer etmişken, bu hamleyi pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim.
- Diğer Celtics haberlerine göre: Leon Powe'ın durumu netleşmemiş. Rivers kalmasını istiyormuş ama Ainge'in kararına saygı duyacakmış. Dizinden ciddi bir sakatlık geçirdiği için Ainge de pek ılımlı bakmıyormuş Powe'un kalmasına.
- Grant Hill'e yıllık 1.9 milyon dolar teklif etmeyi düşünüyorlarmış. Hill'e bir sürü takım bundan daha çok para teklif edecektir. Kendisi 36 yaşında bile olsa, bu miktardan daha fazlasını hakediyor bence. Bakalım kendisi olası bir şampiyonluğa katkı yapma ve yüzük şansını mı yoksa parayı mı tercih edecek. Bence Celtics olmasa bile şampiyonluğa oynayan bir takıma gidecek gibi geliyor.

Glen Davis fotoğrafını merak edenlere: Garnett bir maçta kendisini aşırı sert bir şekilde azarlamıştı. Sonuç ortada. Bu arada ekleyeyim, "Big Baby" lakabı buradan gelmiyor, daha eskiye dayanıyor.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

76'ers boş durmuyor

33 yaşındaki Miller'ın 4 yıllığına en az 40 milyon dolarlık bir kontrat peşinde olduğu belirtiliyor. 76'ers ise maksimum 2 yıllık bir kontrat vermek istiyor. Bu büyük ihtimalle, yolların ayrılması anlamına gelecek. 76'ers şimdiden önlem almak için girişimlere başlamış. Hawks'tan istediği ücreti alamaması muhtemel olan Bibby'e ilgi duyduklarını belirtmişler. Sadece 1 senelik bir kontrat konuşulmuş, böylece Bibby de seneye daha çok para peşinde koşacakmış.

Bibby'nin maddi planları çok umurumda değil ancak onun Philadelphia 76'ers için muhteşem bir seçim olacağına adım gibi eminim. İçeriden dışarı bol bol top çıkaracak olan Brand ve Iggy'nin yanında dış şutları değerlendirecek bir oyun kurucuya ihtiyaçları var. Bu adam kesinlikle Andre Miller değil. Halbuki Bibby bu tanıma "cuk" diye oturuyor. Ayrıca Bibby'nin Brand ile çok iyi pick&roll oynayacağını düşünüyorum. Yıllar boyu Brad Miller ile yaptığını, daha üst düzey bir oyuncu olan Brand ile çok daha iyi uygulayacaktır. Daha da detaya inip, geçtiğimiz sezon içinde Elton Brand'in Andre Miller'ın pas dağıtımını eleştirdiğini ileteyim.

Bence bu birleşme kararı alınırsa iki taraf için de çok hayırlı olur. Hatta ben Philly'nin genel menajeri olsam 1 senelik değil en az 3 senelik kontrat teklifinde bulunurum.

Kidd Mavericks'te kaldı gibi...

ESPN yazarı Ric Bucher'in Twitter'da yazdığına göre; Mavericks Kidd ile 3 yıllığına 25 milyon dolar karşılığında anlaşmış. Mavs'in bu parayı vermesini bekliyordum ancak bu yine de benim miktarı biraz fazla bulduğum gerçeğini değiştirmiyor. Mavs'in Kidd'i tutmayı çok istediğini zaten biliyorduk, bunu göstermiş oldular. Yine de, belirttiğim gibi, 36 yaşındaki bir oyuncuya bu kadar güvenilmesi biraz garibime gidiyor, bu adam Kidd gibi gelmiş geçmiş en iyi oyun kuruculardan biri olsa bile.
Kidd 2 sezondur, kariyeri boyunca olmadığı kadar iyi dış şut sokmaya başladı. Asistlerinin yanında bunu eklediğimizde kendisinden "yıllanmış şarap gibi" diye bahsedebiliriz. Fakat "yaş" başka şeyleri de yanında getiriyor. Artık maalesef eski çabukluğunda değil. Defansta, hızlı oyun kuruculara karşı çok zorlanıyor. Ayrıca kontratın son 2 yılında 38-39 yaşında olacak Kidd'e 8.5 milyon dolar ödemek, içinde bulunması hoş olmayan bir durum haline gelecektir.

Rasheed Celtics'te

Celtics'in Detroit çıkarmasına daha önce şurada değinmiştim.

Takımı toplayıp, onca yol katedip, kendisini ikna etmeye çalışmaları etkilemiş olmalı Rasheed'i. Bu deli adamın Boston yollarına düşmesini beklemiyordum, beni şaşırttı. Çünkü Spurs ve Magic'ten gelen teklifleri reddederek Celtics'le anlaştı. Geri çevirdiği iki takımda da ilk 5 başlama ihtimali çok yüksekti. Öte yanda Celtics'te kenardan oyuna dahil olması kesin denilebilir. Celtics'in istekli tavrının yanında, doğuda kalacak olması ve Celtics'in en güçlü aday olduğuna inanması bu tercihinde etkili olmuştur muhtemelen.

Celtics transfer döneminin en önemli hamlelerinden birini yaptı. Bir tane de kenardan oyuna dahil olacak şutör guard bulmaları halinde tam anlamıyla mükemmel bir takım olacaklar. O konuda da Grant Hill ile görüşmelere başlamışlar. O da müthiş bir eklenti olur takıma.

Daha önce birkaç kez belirttiğim gibi. Orta ve alt sınıf takımlardaki yıldızlar birer birer üst sınıf takımlara gidiyor. Şu anda NBA'de Celtics/Magic/Cavs/Lakers/Spurs ile diğerleri arasında öylesine büyük bir fark oluştu ki, bunlar kendi liglerini kurup orada oynasalar eminim kimse sesini çıkarmaz. Gerçekten müthiş playoff serileri bekliyor bizi.

Roje (!!!) Federer

Dün Federer'in başarısını yazarken unutmuşum değinmeyi. CNNTürk spikeri Barış Kuyucu ve yorumcusu Cahit Yavuz'un yıllardır öğrenemedikleri birşey: Roger Federer'in nasıl okunduğu.
Dünyadaki bütün yabancı spikerler ve yorumcular Racır şeklinde telaffuz ederken, bizimkiler inatla Fransızca okuyorlar Roje diye. Ayrıca wikipedia'da bile Federer'in bu konudaki açıklamaları var. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp demişler. Örneğin Hıncal Uluç, Haci diye okunduğunu öğrendikten sonra, Hagi'yi yazıldığı gibi okumaktan vazgeçmişti, .
Bu kadar zamandır Wimbledon'ı sunan ve bu yanlışlarına ısrarla devam eden 2'li, bizle çaktırmadan dalga geçiyorlar diyebiliriz.

Not: NBA hakkında bir blogda tenise bu kadar yer verdim ama bunları dile getirmeden de yapamazdım.

Spurs'e tanıdık sima: Marcus Haislip

NBA'deki başarısız macerasının ardından 2 sezon Türkiye'de kendisini gösteren Haislip'in Mirsad'a salladığı yumruk hala hatırlarımızda. Haislip, Ülkerspor ve Efes Pilsen'den sonra, İspanya'nın Unicaja Malaga takımında 2 sene oynamış ve burada takımın yıldızı olmuştu. Avrupa'da geçirdiği bu 4 sene içerisinde oyununu oldukça geliştiren, dış şutlarında isabet oranını oldukça iyi seviyelere çıkaran Haislip'in, atletik yeteneklerinin NBA için bile üst seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Şu anda, Spurs'ün uzun rotasyonu son derece dar, eminim başka isimlere de yöneleceklerdir. O yüzden Haislip'in, şimdiden ne kadar dakika alacağını kestirmek bir hayli zor. Bakalım ikinci denemesinde NBA'de başarılı olabilecek mi? En azından rotasyona girecek bir performans göstermesini diliyorum bu deli dolu adamın.

Raketi sallasa ellisi

Atptennis'in girişine koyulmuş çok hoş bir kolaj. Federer'in başka bir galaksiden olduğuna da dikkat çekiyor olabilirler.

5 Temmuz 2009 Pazar

1 Numara, Kral, Efsane

Dile kolay, tamı tamına 15 Grand Slam. Ayrıca daha 1 ay önce, 4 Grand Slam'i de kazanma başarısını da elde etti. Yaptığı vuruşlar ve oyunu okuyuşu anlatılmaz yaşanır. Federer, beyefendiliği ile de zaten dünyadaki sayılı sporculardan biri. Bir kez daha tebrikler Fedex hatta biz Türkler'in deyimiyle: Fedo.
Roddick'e de bu müthiş final için teşekkür etmeliyiz. Hafif ağlamaklı oldu ama tenisin gelmiş geçmiş en büyük ismine yenildiği için çok da üzülmemeli.
Buradan Sampras'a da tebriklerimizi gönderelim. Federer "Ben bu rekoru kırdığım sırada, orada Sampras'ın da olmasından büyük gurur duyarım" diyerek kendisini davet etmiş. Sampras da bu isteği geri çevirmemiş, gelmiş. Merkez kortta, Federer'in, kendi rekorunu çimlere gömdüğünü izledi ve bu tarihi ana tanıklık etti. Üstelik gülümsemesi ve alkışlarını eksik etmeden...
Türkiye'de daha 2 sene evvel yaşanan bir olayı aktarmak istiyorum. Tanju Çolak, Hakan Şükür'ün onun rekorunu geçmesi sonucu NTV'ye bağlanıyor. Sonrasını ondan dinleyelim: "Hakan'ı tebrik ediyorum ama şu unutulmasın ki ben bu kadar golü ondan daha az maçta attım. Yani aslında benim başarım onunkinden daha büyük ama yine de tebrik ederim Hakan'ı."
Tanju'yla, Sampras arasında kocaman bir fark var !!!

Ayrıca son olarak, Federer'in Netjets reklamını vermeden olmazdı:

Yok mu bu (A)damı (İ)steyen? - 2

İlk yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Iverson Detroit Free Press gazetesine yaptığı açıklamaya göre, NBA'de halen ilk 5 başlamak istiyormuş. Kendisine "Ya gittiğin takım seni kenardan oyuna sokmak isterse?" diye sormuşlar. Cevabı net olmuş: "Bilmiyorum. Herhalde basketbolu bırakırım."

Anlaşılıyor ki, Iverson düştüğü yerden kalkmayı falan düşünmüyor. Bu açıklamayı göz önüne aldığımızda, şampiyonluğa oynayan takımlardan birine gitmeyeceğini öngörebiliriz. Nitekim bu takımların ilk 5'lerinde, bence Iverson'a yer yok. Muhtemelen playoff yarışında bile olmayan bir takıma gidip, yıllık 10 milyon dolar civarında bir miktarı cebine indirip, ilk 5'te çıkıp, emekliliğini bekleyecek.

Sonuçta hedefi yüksek olan takımların AI'ı ikna etme ihtimalleri az da olsa var. Ama şunu söylemeden edemeyeceğim: Bir insanın egosu, başarıya açlığından da yeteneğinden de daha büyük olunca böyle bir tablo çıkıyor karşımıza.

David Lee Analizi

İnatla yazılan haberlerden biri: David Lee'yi isteyen 10-15 takım arasında, en ısrarcısının Blazers olduğu. Henüz Hedo'nun Toronto'ya gitme kararı gerçekleşmeden evvel de "Hedo olmazsa Blazers Lee'ye yönelecek" şeklinde haberler görüyorduk. O zaman da okuduğum anda "Ne alaka?" diye tepki vermiştim. Bu haber dün gece yine gazetelerdeki yerini alınca, yazmaya karar verdim.

Evet ne diyordum: Ne alaka? Oyun kuran bir kısa forveti elinden kaçırınca, yerini doldurmak için bir uzun forvet mi almak lazımdır? Üstelik bu uzun forvet takımınızın yavaş temposunda verimliliğini tamamen kaybedecek türden bir oyuncuysa...

David Lee, D'Antoni'nin altında oynamadan önce de hep savaşçılığıyla bilinen bir oyuncuydu. Her ribaundu kovalaması sayesinde bulduğu kolay sayılarla ekmeğini kazanıyordu. Bu sezon ise Knicks'in oynadığı hızlı tempoda iyice ön plana çıktı. Sahayı, NBA'deki çoğu uzundan daha çabuk katettiğini bir kez daha gösterdi. Zaten maç başına 15 sayı ve yukarısında üretebilmesi için bunu yapması şart. Çünkü kendisinin ne sırtı dönük oyunu ne de dış şutları ortalamanın üzerinde. Sayı bulması tamamen hücum ribaundlarına, fast break bitirmesine ve pick&roll'a bağlı bir oyuncudan bahsediyoruz. Ayrıca eksi yönlerine hiç blok tehdidinin olmamasını da eklemeliyiz.
Bir de Blazers'a bakalım. Ellerinde Aldridge-Oden-Przybilla gibi uzunlar var. Ayrıca Outlaw'ı 4 numarada bol bol kullanıyorlar. Bu durumda Lee'yi almanın ne gibi bir mantığı var? Rotasyonda kime kaç dakika verilecek?
Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi Lee'nin gittiği takımda en az 3 tane skorer oyuncu olmalı ki, Lee onların yarattıkları pozisyonları bitirsin, kaçan şutlarda ribaunda girsin. Blazers'da sadece Roy ve Aldridge'i skorer olarak sayabiliriz. Lee'nin Blazers'a uyduğu tek yön ise: Oden. Böylece Lee'nin defansif yöndeki eksileri çok ön plana çıkmayacaktır.

Kısacası bu transferin pek hayırlı olacağına inanmıyorum. Lee'nin hızlı tempoda oynayan bir takıma gitmesi ve en az iki tane pozisyon hazırlayan oyuncuyla oynaması gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak: Lee'nin sınırlı serbest oyuncu olmasından dolayı Blazers çekingen davranıyormuş. Knicks'in 1 hafta sürecek eşleşme opsiyonu süresi içinde, diğer serbest oyuncuları ellerinden kaçıracaklarından korkuyorlarmış. Sign&trade'e daha sıcak bakıyorlarmış. Eh en azından takasla, rotasyondaki dakika problemi çözülmüş olur.

Duncan araba alırken

Hazır ortalıkta pek haber yokken geçmişten değişik birşey paylaşayım dedim. Bilmeyen arkadaşlara: Duncan maç içinde hiç değişmeyen surat ifadesiyle tanınır, bu gözle izleyelim.

Yok mu bu (A)damı (İ)steyen?

Evet Iverson'dan bahsediyorum. Bu kadar hızlı geçen bir transfer sezonunda kendisiyle ilgili sadece 2-3 tane silik, basında çok az rağbet gören haber çıktı. Özellikle yerde olduğu bir fotoğraf kullandım. Bakalım düştüğü yerden kalkabilecek mi? Veya kalkmak isteyecek mi?

Aslında AI, Pistons'a katıldığında çok ümitliydim. Egosunu bir kenara bırakacağını, takımdaki sorun çıkarmayacağını, şampiyonluk için elinden geleni yapacağını düşünüyordum. Yanıldım. Geldiği ilk zamanlarda alışma devresinden geçecekleri belliydi. Bu dönemdeki yenilgilerden dolayı heyecan yapan Curry takımın ilk 5'iyle yapboz gibi oynamaya başladı. Kenardan oyuna girmesi istenen Iverson bunu yapmayacağını dile getirince sevilmeyen adam oldu. Soyunma odasında takım arkadaşlarıyla iyi geçinmediği yönünde haberler çıkmaya başladı. O andan sonra belli oldu ki artık Iverson'dan Detroit'e hayır yoktu. Detroit'in playofflara kalamaması ve sezonun sonunda Iverson'ı oynatmama kararı yıldız oyuncunun imajını daha da zedeledi.

Bunun üstüne bir de ayrıldığı Nuggets takımının beklenmedik çıkışı eklenince, kendisi bir anda "kanser" damgası yedi. Peki bu durumda onu hangi takımlar almayı düşünür? Gelen haberlere göre, Bobcats bir star alıp bilet satmak için düşünüyormuş. Pistons-Bulls arasında Gordon-AI sign&trade'i gerçekleşebilirmiş. Yani iki takım da oyuncularıyla sözleşme imzalayıp sonra takas edebilirlermiş ama şu anda uzak bir ihtimal olarak gözüküyormuş. Ayrıca Grizzlies ile Heat'in de gözü varmış. İşte bunu hiç anlamadım. Wade'in yanına tıpatıp aynı tipte bir oyuncu alma fikri hangi akıldan çıkmıştır, gelsin bana anlatsın lütfen. Zaten AI da Heat'te oynamak istemiyormuş. Grizzlies'e ise söylentilere göre yeşil ışık yakmış Iverson.
Henüz şampiyonluğa oynayan bir takımın onu cidden düşündüğü haberi çıkmadı basında yanılmıyorsam. Bunun NBA takımlarında AI ile ilgili oluşan "kanser" önyargısıyla alakası var mı? Bence evet. Peki AI bunu hakediyor mu?

Aslına bakarsanız ben AI'ın takım kimyasını bozmasının önemi yerine, onu alan takımın Iverson'a hazırlıklı olup olmamasının önemine dikkat çekmek istiyorum. Burada önemli bir nokta var: Öncelikle onu idare etmesini bilecek ve aynı zamanda onun saygı duyacağı bir koça sahip olmak gerekiyor. En iyi örnekler Larry Brown, Popovich ve Phil Jackson. Bunun yanında, soyunma odasında sağlam bir arkadaşlık ortamının olması ve takımın 2-3 numaralı opsiyonu haline gelecek olan AI'ın takımdaki diğer oyunculara saygı duyması da önemli bir detay. Diyeceksiniz "bunları sağlayana kadar gider başka oyuncu alır takımlar". Alırlar evet ama bu sene Iverson gibisini bulmaları pek kolay değil.

Bu adama şampiyonluk hedefi olan takımlardan eninde sonunda teklif gelecektir. 34 yaşında bile olsa gittiği takıma çok şeyler verebileceğine inanıyorum Iverson'ın. Tabii ki yazının başında belirttiğim gibi yerden kalkmak isterse. Zaten istemezse Grizzlies, Bobcats gibi bir takıma gidip parasını alıp "takılacaktır".

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Gündemden kısa kısa

Pistons'ın başına geçmesi beklenen Avery Johnson, bugün Joe Dumars ile biraraya gelecekmiş. Mavericks macerası sırasında NBA Finalleri'ne kadar çıkan Johnson, Pistons için doğru bir seçim olacaktır bence. Mavs'deki son 2 playoff macerasında yetersiz kalan Johnson, beklentileri çok yüksek olmayan Pistons'da kendisini geliştirme şansı da bulacaktır.
Takımın başına geçerse, umarım yayıncı kuruluşlar maçlarda Johnson'ın yakınına mikrofon koymazlar. Sesine uzun süre maruz kalınca, NBA'den soğuyacak raddeye geliyorum.
Marbury için çekişen takımlar arasında Washington Wizards ön plana çıkmış. Marbury için çekişmek? Hangi NBA takımının genel menajeri Marbury için bir yarışa girer, onu ikna etmek için emek harcar ki? Hele şu an favori duruma geçmiş takımın Arenas ve Foye gibi iki oyun kurucusu olduğunu düşününce...

Birkaç gündür inatla yazılıyor, ben de yer vereyim madem. ESPN yazarı Ric Bucher twitter sayfasında söylemiş: Suns ile Hornets Ben Wallace-Chandler takasını gerçekleştirebilirlermiş. Hatta hemen şu anda bile olabilirmiş ama Suns daha iyi bir takas fırsatı arıyormuş. Son seçenek olarak bu takası yapacaklarmış. "Buldun da bunadın" derler sana Steve Kerr'cüm. Keşke yazar/yorumcu olarak kalsaymışsın. Çok beğenerek okuyordum ve dinliyordum Yahoo'da ve maçlarda. Şimdi ise bütün basketbol severlerin ağzına sakız oldun...