BIY AD

14 Temmuz 2009 Salı

Aşk lazım aşk aşk

Jazz, Millsap'a Blazers tarafından verilen kontratla eşleşebilmek için Boozer'ı takas etmeye çalışıyor. Ligdeki uzun arayan her takımla tek tek görüşme yapıyorlar. Ancak bu takası cuma gününe kadar başarıyla tamamlasalar bile önlerinde bir engel daha var: Millsap, kontrat gereği, imzayı attığı gün 10.3 milyon dolar almaya hak kazanıyor. Blazers'ın böyle bir maddi gücü olduğu için bu şekilde bir kontrat yapmışlar. Ancak Jazz'ın elinde böyle bir para mevcut değil. Bu parayı ancak kredi çekerek verebilirlermiş.

Başkan Rigby 10 milyon dolarlık kredi almanın kendileri için sorun olmayacağını belirtmiş. Kısacası Millsap'in Utah'ta kalması dışarıdan zor gibi gözükse de, Jazz onu ne kadar çok istediğini gözler önüne seriyor ve bu yolda ne gerekiyorsa yapmaya hazırlar. Jazz, Boozer'ı takas etse bile Blazers'ın teklifiyle eşleşirse, lüks vergisi sınırının üstüne çıkacak. Yani hem 6-7 milyon dolar ekstradan vergi ödeyecekler hem de önümüzdeki hafta içinde Millsap'a 10 milyon dolar verecekler. Ekonomik kriz NBA'i ve bir sürü takımı vurmuş olabilir ancak Jazz'ın Millsap aşkının önüne geçememiş. Tek bir soru kaldı geriye: Jazz, Boozer'u önümüzdeki 4 gün içinde yollayabilecek mi? Yani henüz kesin birşey yok ama Jazz bu hamleyi yapabilirse, gelecek sene en az 50-55 double double izleyeceğimizi düşünüyorum genç Millsap'ten.

Jaap Stam Magic'te kaldı

Magic, Gortat'ya Mavs tarafından verilen kontrat ile eşleşti. Yani 5 yıllığına 34 milyon dolar karşılığında, kel ve korkutucu pivotu takımda tuttular. Şu anda küçük bir hamle gibi gözükse de playoff'lar için önemli bir adım attılar diyebiliriz. Bu sayede Howard dışında güvenebilecekleri bir pivotları daha olacak. Uzun rotasyonunda Lewis ve Bass'ın da olduğunu hatırlayalım. Bu sayede zaman zaman Lewis'i gerçek mevkisi olan kısa forvete çekip klasik basketbol oynayacaklar. Ama bu konunun Gortat ile çok ilgisi yok sadece uzun rotasyonuna değinmek istedim.

Burada benim gördüğüm tek sorun, Gortat'nın gönlünün Mavericks'te kalması diyebiliriz. Eğer oraya gitseydi maç başına en az 25-27 dakika arasında alıp kendisini NBA'e ve bütün dünyaya gösterecekti. Üstelik halen şampiyonluğa oynayan bir takımın ferdi olacaktı. Şimdi ise maç başına 15 dakikadan daha fazla alması ancak Howard'ın geçireceği bir sakatlık ile gerçekleşebilir. Yine de takım şampiyonluk havasına yakalayıp, o yola girdiğinde Gortat'nın isteksiz oynayacağını sanmıyorum. Ufukta şampiyonluk yüzüğü varken kim "Ah keşke Mavs'e gitseydim" diye düşünür ki?

Iverson'a 2 milyon $

Heat Iverson'a 1 yıl için 2 milyon dolar öneriyormuş. Iverson da haliyle 5.7 civarı bir kontrata imzayı atacakmış. Az bile istiyor diyebiliriz, ben 8-10 milyon aralığında ısrar edeceğini tahmin ediyordum. Yanlız 2 milyon teklif etmek de biraz abartı olmuş bence Heat açısından. 2 milyonu utanmasam ben bile verebilirim AI gelip benimle basket oynasın diye. Şaka bir yana eğer Iverson bu paraya evet derse, bilin ki geçen günlerde yaptığı bir konuşmada kendisini kaybedip ağlamasının etkisi olmuştur kesinlikle. "Artık kendime gelip bir takım bulmalıyım" demiş olabilir. Buyrun:

13 Temmuz 2009 Pazartesi

NBA Stüdyo'da bir Konyalı Portlandlı...

Yaklaşık 1.5 saat önce yayınlanan ve Hidayet Türkoğlu'nun konuk olduğu NBA Stüdyo programında Konyalı Portlandlılar'dan da bahsedildi. Murat Kosova, Hidayet'e Portland ile ilgili bir soru sorarken "Biliyorsun Konyalı Portlandlılar var, bize zamanında mail da atmışlardı Portland maçlarını yayınlamadığımız için. Bir de yeni blog kurmuşlar. Çok güzel yazılar var" şeklinde konuştu. Kaan Kural da araya girip "Yok o site onların değil, sevdiğim genç bir arkadaşın" diye düzeltti. Ardından Murat Kosova "Her neyse sonuçta çok güzel bir site" diye sonlandırdı konuşmayı. Diyaloglar tabii ki tam tutmayabilir, hatırladığım kadarıyla yazdım.

İkisine de henüz daha bir ayı doldurmamış olmama rağmen bu siteyi bildikleri ve takip ettikleri için teşekkür ediyorum. Kendilerine müteşekkirim.

Elinde bu programın videosu olan varsa sağ taraftaki iletişim adresinden benimle iletişime geçerlerse sevinirim. Ayrıca ntvmsnbc'de yazana göre, gece 01:15'te ve 03:00'te programın tekrarı olacak. Hatta ileri gideyim: O saatte izleyecek ve kaydetme imkanı olan biri, programı kaydedebilirse çok sevinirim.

To the Moon and Back

Serbest oyuncu marketinde gözlerden kaçan, kısa forvet arayan her takıma az bir para karşılığında, sağlam katkı sağlayacak bir oyuncu var: Jamario Moon.

2 sene evvel bu tarihlerde Raptors ile sözleşme imzalamıştı Moon. Daha o zamanlarda neredeyse kimse tanımıyordu kendisini. Ne de olsa alt tarafı, NBA draft'ına girip seçilmeyen, yıllardır da NBA'in geliştirme ligi olan NBDL'de forma giyen bir oyuncuydu. Ancak Raptors'ın 07-08 sezonuna kötü başlaması sonucu Moon, Raptors'ın ilk 5'inde kendisine yer buldu. Bu şansını çok iyi değerlendirerek Kapono ve Bargnani'nin dakikalarını ele geçirdi ve 19 maç üstüste blok yaparak Raptors tarihinde bir rekora imza attı.

Moon'un tarzını anlatmak için sadece 3 kelime yeterli: Küçük Shawn Marion. Bence inanılmaz benziyor stilleri birbirlerine. Moon, Marion'ın yaptığı hemen her işi, ondan biraz daha kötü de olsa yapabiliyor. Marion'ın net olarak daha iyi olduğu 3 özelliğini sayabilirim. Birincisi tabii ki ribaundları, Moon'un sıçrama yeteneği müthiş olsa da bu konuda zayıf kalıyor. İkincisi ise defansta pas aralarına girmek. Bu alanlarda zaten koca NBA'de Marion ile yarışacak oyuncu sayısı sınırlı diyebilirim. Sonuçta 26 yaşında NBA'e dahil olmuş, henüz 2. sezonunu yaşayan bir oyuncu için Marion ile kıyaslanmak bile müthiş bir başarıdır bence.

Marion ile Moon'un benzer olduğu noktaları değinecek olursak: NBA'deki en atletik oyuncuların başında geliyorlar, ikisi de bu sayede müthiş alley-oop tamamlıyorlar. İkisi de rakibin en iyi skor opsiyonunu tutacak kadar iyi savunma yaparlar. Ayrıca bu oyuncular yeteneklerini bilen adamlardandır, yani sadece atletik olmalarına güvenerek çok zor atışlara yönelmezler, bu da takımın doğru pozisyonu bulmasına yardımcı olur. Bütün bunlar sıralamış olsam da aslında anlatarak olmaz, ikisinin de maçlarını dikkatle izlemenizi öneriyorum bu karşılaştırma için.

Evet, Moon belki bir yıldız değil, belki oynadığı takımlarda hücumdaki son opsiyon olacak ve kariyeri boyunca ortalama 12-13 sayının üstüne çıkmayacak, bunları biliyoruz. Ama defanstaki katkıları ve boş dış şutlardaki takımına külfet olmayan yüzdesiyle bence her takımda rahatlıkla 25 dakika oyunda kalacak bir isim. Tecrübesi arttıkça oynayacağı takımda daha büyük roller alacağına inanıyorum. Kısır sayılacak bir serbest oyuncu piyasasında, kendisinin hala boşta olmasına şaştığımı söylemeliyim.

Kapatsınlar bu NBA'i artık !!

Dün akşam Ahmet adlı arkadaşımla MSN'de laflıyorduk. David Andersen ile Hawks flörtüne değindik. Hawks'un niye vazgeçtiğini eleştiriyorduk ki, Ahmet bir anda gaza geldi ve hayatımda gördüğüm en büyük düz mantık zincirlemesine imzayı attı:

- Ben bu NBA'de oynatılmayan Avrupalılar'ı anlamıyorum. David Andersen'i almıyorlar ama Varejao'ya senede 9 milyon dolar veriyorlar. Varejao oynuyorsa, Kaya Peker hayli hayli oynar. Eh Kaya oynuyosa ben de bi 3-4 dakika alırım. Ben bile oynuyorsam kapatsınlar bu NBA'i zaten. Hadi bye.

Sinirlendi, çat diye kapadı adam MSN'i. Ambale olmakla yarılmayı aynı anda yaşadım.

Öneri ve hatırlatma

Bilmeyenlere öneri, geçmiş sezonları takip edenlere de hatırlatma olsun. Entourage'ın 6. sezonu bu sabaha karşı yayınlanan bölüm ile başlamış.

Dizi, müthiş bir yükselişte olan yakışıklı film yıldızı Vince'in, arkadaşları Murphy, Turtle, kardeşi Johnny Drama ve menajeri Ari ile beraber yaşamını konu alıyor. Kariyerinde karşılaştığı acı olayların bu grupla üstesinden gelirken, bir film yıldızının hayatındaki güzellikleri de yine 4 can dostuyla paylaşıyor. Bu grubun aralarında dönen sınırsız geyikler, birbirlerine laf sokmaları ve tabii ki 7/24 hatun peşinde koşmaları diziyi zevkli kılan en önemli unsurlar.

12 Temmuz 2009 Pazar

Rubio Madrid'e doğru

İspanya'dan gelen raporlara göre, Real Madrid ve Unicaja Malaga takımları, Rubio'nun bonservisini almak için DKV Joventut ile görüşmelere başlamışlar. Yani Real Madrid yakıştırması tamamen bana ait. Peki niye böyle bir başlık attım? Öncelikle Madrid takımı 2 senelik bir anlaşma düşünürken, Malaga 3 senede ısrarcıymış. Bu da Rubio'nun hayallerini 1 sene erteler. Böyle birşeye çok sıcak bakacağını düşünmüyorum.

Ama asıl büyük neden: Florentino Perez yani Real Madrid'in başkanı. Bu adam eğer Rubio'yu istiyorsa - ki istediğine dair bir sürü haber çıktı - ne yapıp edip ona Real Madrid formasını giydirecektir. Real Madrid taraftarlarının taptığı başkan, hepinizin bildiği gibi 2 hafta içinde 3 futbolcunun transferine toplam 300 milyon dolar harcadı. Bunun 50'de 1'ini transfer etmek istediği Rubio'ya dökemez mi sizce? Adeta gerçek hayatta Football Manager oynayan biri için zor olmasa gerek...

LeBron'u yıkan smacın videosu



Çok güzel çekmişler bence. Helal olsun.

NBA'den kısa kısa

- Kidd resmi olarak Mavericks'e 3 yıllık 25 milyon dolara imzayı atmış. Hayırlı olsun. Herşeyi geçtim, hücumda Marion'a sevdiği 2-3 alley-oop pozisyonu yaratıp, onu mutlu etmesi bile Mavs'e çok şeyler katacaktır.

- Anthony Parker'ın Cavs'e gitme haberi "rapor" veya "kaynaklardan" şeklinde verilmediği için dedikodu kategorisine koyup yazmamıştım. Ancak artık her yerde 2 yıllık kesin olarak anlaştıkları yazılıyor. Cavs taraftarlarına güzel bir haber. Bence çok olumlu bir transfer. Parker'ın basketbol iq'su gerçekten inanılmaz derecede yüksek. Belki çok spektaküler hareketler yaptığını göremezsiniz ama akıl dolu oyunu ve çok büyük yüzdeyle verdiği doğru kararlar ile maçlara çok etki eder. Tabii ki dış şutlardaki isabet oranına değinmiyorum bile. Onu herkes biliyor. West'i kenardan oyuna sokup, Parker'ı ilk 5'e yerleştireceklerini düşünüyorum. Bana göre doğrusu bu olacaktır. Şimdi rotasyonda en az 20 dakika alacak kalitede 7 oyuncuları oldu. Son bir oyuncu daha eklediklerinde Celtics ve Magic ile kıran kırana kapışmak için resmen hazır olacaklar.

- Parker'ı kaybeden Raptors, Pacers'ın sınırlı sebest oyuncusu Jack'e 4 senelik imza attırmış. Daha kontrattaki ücret açıklanmamış ama 18-22 civarında bir ücret olduğunu düşünüyorum ben. Nitekim Jack'in ederi bu kadardır gözümde, oyununda herşeyden bir miktar olan ama hiç bir özelliği mükemmel olmayan bir oyuncu. Bir başka deyişle Raptors, müthiş isabetli şutlarıyla tanınan 2 numarasını kaybedip 1-2 pozisyonları arasında kalmış Jack'e göz dikti. Böylece ucuza iki pozisyona birden yedek oyuncu almış olacaklar. Ayrıca şutör guard mevkisinde, kendisinden çok şeyler beklenen DeRozan'ı da bol bol oynatma fırsatı bulacaklar.
Fakat Pacers koçu O'Brien'ın Jack'i ne kadar beğendiğini ve onunla ne kadar iyi anlaştığını biliyoruz. Bu yüzden, Pacers'ın ona yapılacak tekliflerle eşleşmeyi kafasına koyduğunu unutmamamız lazım. Jack, geçtiğimiz sezonun başlarında Ford'un arkasından oyuna girerken, 1-2 ay geçmeden koça kendisini kanıtlamış ve ilk 5 görevini devralmıştı.

Edit: İlerleyen saatlerde teklifin 4 yıllığına 20 milyon olduğu açıklandı. Pacers'ın bu parayı karşılamayacağı yönünde söylentiler de su yüzüne çıktı. Bakalım 1 hafta sonra Jack nereye gidecek

Köpekbalığı saldırısı diye birşey yoktur !!!

"Nasıl yani?" diyorsunuz değil mi? Bilgisayarımda temizlik yaparken rastladım, zamanında hoşuma gitmiş kaydetmişim.
Durun sözü deli ve şeker çocuk Gilbert Arenas'a bırakayım. 2 sene önce blog'una yazdığı 3-5 satır:

"Biliyorum bunu okuduğunuzda surat ifadeniz değişti. Açıklayayım, köpekbalığı saldırısı televizyonda gözüken ve insanların tanımladığı gibi birşey değil.

Biz insanız. Karada yaşarız.
Köpekbalıkları ise suda yaşarlar.

Yani eğer suda yüzüyorsanız ve bir köpekbalığı sizi ısırırsa bu sınırları ihlal etmektir. Onların alanına müdahale ediyorsunuz. Bu bir köpekbalığı saldırısı değildir.

Evde koltuğunuzda yayılıp kafanızı dinlediğiniz bir anda, bir köpekbalığı gelip sizi ısırdığı zaman, işte bu bir köpekbalığı saldırısıdır. Ama denizde yüzüp, iyi vakit geçirme derdindeyseniz, onların alanını istila ediyorsunuzdur."


Bu yaz çalışmalarını Chicago'da özel bir antrenör eşliğinde yapacak olan Arenas'ın, gelecek sezon parkelere sağlıklı ve eskisi gibi dönmesini umuyorum.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Blazers ve Suns'ın hamleleri

Blazers, Millsap ile sözleşme imzalamış. Bence Lee'den çok daha iyi bir tercih Millsap. Defansta gerçekten müthiş işler çıkaran genç yıldız adayı, geçtiğimiz sezon Boozer'ın olmadığı dönemde 19 maç üstüste double-double yapmıştı. Hiç hafife alınmayacak bir başarı. Bunun yanında birebir hücumu Lee'ninki kadar kısıtlı olmasa da ortalamanın altında diyebilirim. Ama pota altındaki boşluklara çok iyi kaçtığını belirtmem lazım. İyi bir oyun kurucu da Millsap'i rahatlıkla besleyecektir. Tıpkı Deron'ın geçen sene yaptığı gibi.

Artık Millsap 4 yıl içinde 32-36 milyon doları cebine indirmeyi garantiledi. Tek bir soru işareti var: Seneye Utah'ta mı yoksa Portland'da mı oynayacağı. Jazz takımı şu anda zaten lüks vergisi sınırının üstünde, yani bu kontratla eşleşip Millsap'ı takımda tutmaları halinde, 9 milyon dolar civarında lüks vergisi ödeyecekler. Bu yüzden Boozer'ı takas etmeden, böyle bir karar almaları zor gözüküyor. Eninde sonunda Millsap bir takımla anlaşacaktı, bunun erken olması Jazz adına sevindirici bir haber. Bir sürü takım hala yeni hamlelere açıklar. Ayrıca yıllık 10-12 milyon olarak öngörülen kontratın 8-9 aralığında çıkması da bir başka pozitif nokta.

Jazz'ın Millsap'e aynı kontratı verip vermeyeceğini NBA'e bildirmek için önümüzeki cuma gecesine kadar vakti var. Boozer'ı bu 1 hafta içinde takas etme çalışmaları oldukça hızlanabilir. Yani Portland-Millsap anlaşması önümüzdeki günlerde sadece Jazz'ın değil başka takımların da takas yapmasını tetikleyebilir.

Eğer Jazz aynı miktarı vermezse Blazers'da kabağın kimin başına merak ediyorum. Przybilla-Outlaw-Oden-Aldridge'in üstüne gelecek Millsap'a en azından 28-30 dakika verilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu durumda ya Przybilla-Outlaw ikilisinden biri takas edilecek ya da Billa'nın dakikaları kesilecektir. Bakalım neler olacak.

Roy ile sözleşme uzatma çalışmaları duraksamış. Maksimum konrat isteyen Roy, hayal kırıklığına uğradığını açıklamış basına. Bana sorsanız bu görüşmelerin şu anda çoktan bitmiş olması ve Roy'un kafasının rahat bir şekilde maksimum kontrat ile takıma dönmesi gerekiyordu. Ama demek ki Blazers yönetimi o kadar para ödemek istemiyor. Roy'u gerçekten çok beğeniyorum. Belki bir Kobe-Wade seviyesinde değil, belki onlar gibi gösterişli bir oyunu yok ama bu kadar sade ve bu kadar doğru karar vererek oynayan bir oyuncuyu seyretmek bana gerçekten büyük haz veriyor. Dış şut ve penetre dengesini onun kadar iyi ayarlayan oyuncu sayısı, NBA'de bir elin parmaklarını geçmez. Yıldız oyuncu sözleşmesini uzatma ihtimalini %50 olarak açıklamış. Blazers yönetimi büyük bir hata yapmak üzere ufak adımlar atmaya başladı. Umarım bu yanlışlarından çabuk dönerler.
Son olarak Nate McMillan ile 2011 yılının sonuna kadar devam etme kararı almış Blazers. Umarım Portland'ın önümüzdeki 10 senelik parlak geçmesi beklenen geleceğinde McMillan da rol almaya devam eder.

Channing Frye ile 2 yıllığına 4 milyon dolara anlaşmışlar. Hem Suns ayakları çabuk, dış şut sokabilen bir uzun seçtiği için, hem de Frye kendisine en çok uyan hızlı ve şuta dayalı basketbol oynayan takıma geldiği için doğru bir transfer olmuş. Frye Suns'ın sisteminde kendi değerini arttırmak için büyük bir fırsat yakaladı. Sezon başlayana kadar kendini gösterirse, ilk 5 yerleşme ihtimali de bir hayli yüksek bence. Suns'ın Amare'yi de takas etmeyeceği neredeyse kesinleşti. En azından sezon başlayana kadar böyle bir düşünceleri yok.
Bunların üstüne, takımın Ben Wallace'ın kontratını satın alıp serbest bırakma girişimleri sürüyormuş. Wallace bu sezon normalde kazanacağı miktar 14 milyon dolar iken, 10 milyon civarlarında bir anlaşma sağlanması bekleniyormuş. Kerr eğer 2010'da salary cap'te 14 milyon dolarlık bir boşluk açacak olan Wallace'ı takas etmek yerine salma yoluna giderse, benim diyecek bir sözüm kalmayacaktır...
Nash ile de sözleşmesini uzatmak için son detaylar konuşuluyormuş. Nash-Jrich-Hill-Frye-Amare ve kenardan gelecek Barbosa. Aslına bakarsanız kağıt üstünde hala hiç de fena durmuyorlar. Eğer Frye her maç bu hareketini sergileyebilirse, durdurulmaz olacaklarına inanıyorum:

Twitter düellosu: Bosh vs Villanueva

İlk 50.000 takip edeni olan kazanacakmış. Kaybeden, kazananın çekeceği bir youtube videosunda oynayacakmış hem de, kazananın seçtiği bir karakterin kılığında... İkisi de internet ortamında deli gibi kendi reklamlarını yapıyorlar. Hem Twitter'da hem de başka komünitelerde takipçi çekmek için büyük bir çaba içindeler.

Villanueva'nın Twitter manyağı olduğunu biliyorduk. Nitekim daha bu sezon Bucks'tayken bir Celtics maçının devre arasında şunu yazmıştı Twitter'ına: "Soyunma odasındayız. Çaktırmadan twit'liyorum. Celtics'e karşı oynuyoruz, devre oldu maç berabere. Koç daha sert oynamamızı istiyor. Sorumluluk almalıyım". Ardından da eleştiri oklarının hedefi olmuştu.
Öbür tarafta Bosh'un da bu konularda hafif deli olduğunu biliyoruz. Geçmişte NBA All-Star'a seçilmek için kampanya yaptığı ve Olimpiyatlar'dan önce hazırlıklarını gösteren videolarında oldukça eğlenmiştik. Sırf bu yüzden Chris Bosh'un kazanmasını istiyorum, çünkü adam yaratıcı. Şu anda Villanueva, Bosh karşısında 44433'e 44061 önde. Seçim sizin, isterseniz:
Bosh'u takip edin isterseniz Villanueva'yı. Sonunda eğlenen biz NBA severler olacağız.

Bu arada Chris Bosh'un eski videolarını vermeden olmazdı. Buyrun:



NBA'den kısa kısa

- Grizzlies, Jerry Stackhouse'un kontratını satın almış. Aslında 7 milyon dolar alacağı varmış gibi gözükse de, bunun sadece 2 milyonu garantiydi. Grizzlies de bu parayı Mavs'den alıp kendisine verdi. Stackhouse'u 1 ay sonra Dallas yolunda görebiliriz.

- Grant Hill 2 yıllık kontratı kabul etmiş ve Suns'da kalmış. İlk yılında 3 milyon dolar kazanacakmış. Knicks yerine Suns'ı tercih etmesini anlarım ama Boston'a gitmemesi beni şaşırttı. Bunun altında iki sebep yatıyormuş: Suns'ın gelecek sezon iyi bir takım olacağına inanması ve 2 sene önce ona güvenen Suns'ı yolda bırakmak istememesi... Açıklanmayan sebeplerine baktığımızda ise Celtics'in önerdiği kontratın yanlızca 1.9 milyon dolarlık olmasını ve Hill'in yedek soyunacağının garanti olmasını gösterebiliriz. Celtics eğer Hill'i kadrosuna katabilseydi, onları şimdiden en güçlü takım ilan edecektim. Ama olmadı. Detaylı bir inceleme yapmadan şu anda bir favori belirlemek için zar atmak lazım. Niye mi? NBA'de şu anda zirveye oynayan 6 takım var, zarın kaç yüzü var?

- Konu sapmasın, Suns haberlerine devam edelim. Nash sözleşmesini uzatmaya çok yakınmış. 3 yıllığına 33 milyon dolar civarı bir paradan bahsediliyor. Ayrıca Hill'in Suns'ı tercih etmesindeki nedenlerden biri Nash'in kontrat imzalamaya çok yakın olmasıymış. Gerek oyunu, gerek çalışma etiği ve profesyonelliği, gerekse adamlığıyla alacağı kontratı haketmiştir Nash. Zaten bu saatten sonra onu, yaratılmasında başrolü oynadığı Suns'dan başka bir takımda izlemek biz NBA severlere acı verir diye düşünüyorum.

- Brandon Bass sonunda takımını seçmiş: Orlando Magic. Önceki yazımda Bass ile ilgili düşüncelerimi söylemiştim. Gerçekten çok beğendiğim bir oyuncudur. Ama Magic'e bakıyorum. Ellerinde Lewis ile Anderson varken gidip bir uzun forvet almalarındaki amacı anlamadım. Bass kenardan gelip takıma enerji katan isim olacaktır ve eminim taraftarlar tarafından da çok sevilecektir. Ama Magic'in öncelikleri bir adet pivot ile kenardan gelecek skorer bir guard olmalı diye düşünüyorum. Yani aslında sadece Bass'ın yeteneği ve geleceği göz önüne alındığında iyi bir transfer ancak şu anda Magic'in ihtiyacı bu değildi. Magic önümüzdeki 7 ay boyunca takas istisnası ile alabileceği bir pivot arayacak gibi duruyor. Hayırlı olsun Magic'e bu transfer.

- Son haberi de çaylaklardan vereyim. Bildiğiniz gibi çaylaklar şu sıralarda takımlarıyla anlaşma imzalıyorlar. Diğer haberler varken bunlara tek tek yer vermeyi düşünmüyorum. Ama NBA kariyerine harika(!) bir başlangıç yapan Portlandlı Patty Mills'e buradan geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Kendisi antremanda ayağını kırdı. Bütün çaylakların kendini göstermeye çalıştığı yaz ligini kaçıracak. Bu kendisi için çok büyük bir dezavantaj, çünkü ikinci turda seçildiği için kontratındaki 400.000 dolar garanti değil.
Ayrıca madem Portland'a değindik. Millsap ile sadece ilgilenmiyorlarmış, konuşmalara başlamışlar. Ama ben gerçekten anlamıyorum. Almak istediği kısa forveti elinden kaçıran takım niye uzun forvete yönelir? Belki de Hinrich'i takasla almak için Przybilla veya pek muhtemel olmasa da Aldridge'i göndermeyi düşünüyorlardır kim bilir...

10 Temmuz 2009 Cuma

Yao - Rockets - McGrady

Dün NBA'in güzel kurallarından birinin işleyişine tanık olduk. Eğer bir oyuncunuz bütün sezonu kaçıracak ise, NBA'e başvuruyorsunuz, size salary cap'inize işlenmeyecek bir MLE kontratını veya oyuncunuzun o yılki maaşının yarısını hediye ediyorlar. Tabii ki bunlardan hangisi daha düşük ise ona hak kazanıyorsunuz. Rockets da Yao için birkaç hafta önce başvurmuştu. NBA, Yao'nun sezonu kaçırmasını olası görüp Rockets'a MLE kontratı verdi. Rockets da bunu kullanarak Ariza'ya imza attırdı.
Buna, tahmin ettiğinizden de çok daha fazla ihtiyaçları vardı. Yao-Mutombo ikilisinden seneye yararlanamayacak olan Rockets'ın, şu anda pota altındaki en uzun oyuncusunun boyu 2.05... Şaka gibi. Artık en azından boştaki pivotlara teklif verebilecek konuma geldiler. Bildiğiniz gibi Gortat'yı çok istiyorlardı ama o Mavericks'i tercih etti. Aslında serbest oyuncular arasında pek iyi pivot opsiyonları kaldığını söylemek zor. O yüzden belki bu ellerindeki fazla parayla kısa oyunculara yönelebilirler. Takımın genel menajeri Morey de pivot için takas yolunu tercih edebileceklerine değinmiş.

Yao da menajeri aracılığıyla açıklamalarda bulunmuş. Önümüzdeki bir hafta içinde ayağıyla ilgili ne yapacağına karar verecekmiş. Beklentiler ameliyat olmayı seçeceği yönünde. Ayrıca Yao kesinlikle basketbola dönmek istediğini, ayağı tamamen iyileşir iyileşmez parkelerde koşturmaya başlayacağını söylemiş. Morey de NBA'den sakatlık istisnası almalarının, Yao'nun bu sezon dönmeyeceğine anlamına gelmediğini özellikle belirtmiş.
Rockets'ın playoff'lara girme şansı yüksek bile olsa, bence Yao'yu değil parkelere, sezon boyu evinin bahçesine bile çıkartmamaları lazım.
Ayrıca Morey, "Mikro kırık ameliyatı olan McGrady için de başvuruda bulunabilirdik ama Yao'nun kabul edilmesi daha büyük ihtimaldi o yüzden onun ismini verdik ve başarılı olduk" demiş. Hakikaten bu takımda bir de T-Mac vardı değil mi? Son 2 sezondur o kadar büyük bir düşüş içindeki kendisi, artık aklımıza bile gelmiyor. Önümüzdeki sezon parkelere ocak-şubat civarında dönmesi bekleniyor. Rockets'ta yarım sezon daha izleyeceğiz kendisini, hatta belki de onu bir daha hiç Rockets formasıyla göremeyeceğiz. Nedeni basit: Çünkü 2010'da biten bir 23 milyonluk kontratı için NBA'deki bir sürü takım sıraya girecektir. Bence Rockets bu sezon onu ya takas edecektir ya da sözleşmesini uzatmayıp 2010'da serbest kalacak başka bir süperyıldıza yönelecektir. Sırtında kronik ağrıları olan ve üstüne mikro kırık ameliyatı geçiren bir oyuncu için Rockets ne kadar risk alabilir ki?

Hey gidi koca T-Mac hey... Eskiden "Sıcak T-Mac, sıcak Kobe'den bile daha abuk, olmayacak işlere imza atıyor" derdik. Öve öve bitiremezdik. NBA'in en iyi skorerlerinden biriydin. Şimdi ise senin bu riske değip değmeyeceğinden bahsediyoruz. Sakatlık belası onu bitirmek için bu kadar çok çabalarken bakalım bu adam silkinip yeniden doğabilecek mi?

NBA'den kısa kısa

Grizzlies takımı Chris Mihm, Darius Miles ve Mike Wilks ile yollarını ayırmış. Bilmeyenler için: 2006 yılından beri sakat olan Darius Miles'ı, Blazers takımı salarak NBA'e "basketbolu bıraktığı için salary cap'ten silinmeli" diye başvurmuştu. NBA de bunu onaylamıştı ancak Miles geçtiğimiz sezon parkelere Grizzlies formasıyla döndü. Ücretinin yeniden Blazers'ın salary cap'ine yansıması için 10 maça çıkması gerekiyordu, Miles 34 maçta görev aldı. Şimdi kendisine takım arayacak. Bulabilecek mi? Hiç sanmıyorum. Tek olayı Blazers'ın bu seneki transfer hamlelerini kısıtlamak oldu. Basket hayatına ya Avrupa'da devam edecek ya da son verecek gibi gözüküyor.

Nuggets'ın geçtiğimiz seneki başarısındaki pay sahiplerinden guard Dahntay Jones'u Pacers kaptı. 4 yıl içinde 11 milyon dolar kazanacak olan Jones, maç başı 20 dakikanın üzerinde alabilecek bir oyuncu değil. Her ne kadar savunmasıyla bilinse de, ne eski Bowen gibi kilitleyici, ne de hücumda dış şut tehdidi var. Rakiplerin defansta rahatlıkla riske edilebilecekleri bir adam. Amacım oyuncuyu kötülemek değil sadece kontratındaki rakamın ufaklığını vurgulamak. Biraz üçlük tehdidi olsa, kontratını rahatlıkla 2'ye katlayabilirdi.
Bu anlaşma Pacers'ın Marquis Daniels'ı gözden çıkardığı anlamına geliyor olabilir. Nitekim guard/kısa forvet mevkileri oldukça kalabalık. İnandıkları genç yetenek Rush ve yaklaşık 35'er dakika alacak olan Dunleavy-Granger'ın yanına bir de Jones katıldı. Bu durumda Daniels'ın başka bir takımla anlaşmasını bekliyorum...

Memo Jazz ile olan sözleşmesini 21 milyon dolar karşılığında 2 sene daha uzatmış. Hayırlı olsun hem Memo'ya hem Jazz'a. Sevdiği ve alıştığı takımda/şehirde kaldığı için ayrıca mutlu oldum. Bakalım Jazz eğer Boozer'dan kurtulabilirse, Mehmet son 5 yıldır gösterdiği performansı koruyabilecek mi.
Boozer'a değinmişken, Blazers-Bulls-Jazz arasında üçlü bir takas olacağı konuşuluyor. Takasa konu olan isimlerden Boozer Bulls'a, Tyrus Thomas Jazz'a, Kirk Hinrich de Blazers'a gidecekmiş. Ama Blazers'ın kimi vereceği henüz meçhul. Sloan ile Tyrus Thomas gibi bir vurdumduymazı aynı takımda görmek çok eğlenceli anılara vesile olabilir. Ayrıca Sloan için bir kalp krizi ihtimalini de arttırır.

Hepimiz Tanığız... Ama neye?

LeBron James Skills Academy'e katılan Jordan Crawford, LeBron'un üzerinden öylesine bir smaç vurmuş ki, youtube'a koyulsa milyonlarca hit alırmış. Hoş gerçi LeBron'un üzerinden değil yanından yapılmış dandik bir smaç bile milyonlarca hit alacaktır youtube'da. Ama Crawford'ın smacı artık nasıl birşeyse, Nike yetkilileri bu pozisyonu videoya çeken 2 kişinin kameralarına el koymuşlar...
Tamam Nike tabii ki LeBron'un pazarlanabilirliğini arttırmaya çalışıyor, hatta bunu NBA de sonuna kadar destekliyor. Ama bu tür bir harekette bulunmak gerçekten çok abartı olmuş. Sonra bir de "Nike, akademi bittikten sonra yapılan maçlardan görüntü alınmasına bugüne kadar hiç izin vermemiştir" diye bir açıklama yaparak, olayı kılıfına uydurmaya çalışmışlar.
Bana kalırsa, aslında Nike yetkililerinin göremediği ince bir ayrıntı var. Basketbolla ilgili olan insanlar böyle bir haberi zaten bir şekilde duyacaklar veya okuyacaklardır. Bu insanların gözünde, kameraya el koyan Nike'ın marka değerini düşürmüş oluyorlar böylece.
"Ortada video yokken nasıl böyle bir olayın kesinlikle olduğunu varsayıp yorum yapıyorsun" diyenler olabilir. Sizce böyle bir smaç pozisyonu olmasa, Nike yetkilileri çıkıp durumu toparlamaya mı çalışırlardı yoksa "Buyrun size video, içinde smacı bulan varsa bize de göstersin" mi derlerdi?

Anlaşılan Nike, LeBron'un sadece vurduğu smaçlara "tanık" olmamızı istiyor.

Marion Takası ve Analizi

Baştan söyleyeyim, yazı oldukça uzun. 1.5 saatimi aldı yaklaşık. Umarım çoğunuz okursunuz...

Öncelikle, karman çorman bir takas olduğu için madde madde yazayım.

Marion + Humphries(Raptors) + Buckner(Grizzlies) ---> Mavericks
Stackhouse + 2 milyon dolar(Mavericks) ---> Grizzlies
Hedo (Magic) + Devean George ve Wright (Mavericks) ---> Raptors
7 milyon dolarlık takas istisnası ---> Magic

Şimdi: Mavs 2 milyon doları, Grizzlies Stackhouse'un kontratını satın alsın diye veriyor. Hidayet, eski takımı ile 5 yıllığına 53 milyon dolarlığına sözleşme imzalıyor. Ardından milli yıldızımızı Magic takas ediyor ve bunun karşılığında 7 milyon dolarlık bir takas istisnası alıyor. Yani artık Magic, X oyuncusunun 7 milyonluk kontratından kurtulmak isteyen bir takıma sadece bir tane draft hakkı verip, hatta belki de hiç birşey vermeyip, X oyuncusunu kadrosuna katabilir.

Gelelim takasın kısa bir değerlendirmesine, bu takasta kimlerin amacı neydi? Bu takası: Grizzlies Buckner'ın kontratından kurtulmak için, Raptors 2 tane biten kontrat (George ve Wright) alıp Hidayet-Delfino'ya yer açmak ve 2010'a rahat girmek için, Mavericks Marion ile şampiyonluğa oynamak için, Magic ise Hedo'yu bedavaya kaptırmamak için yaptı. Toplantıdan herkes mutlu mutlu evine döndü.
Tabii ki en önemlisi Mavericks tarafı ama onlara değinmeden önce Raptors'ın yaptığı işe dikkat çekmek istiyorum. Hedo'yu onları seçtiği için ne kadar eleştirsek de, takımı Raptors ekonomik açıdan çok iyi bir hamle yaptı. Belki de takımın yakın geleceğini kurtarmış bile olabilirler.
Magic'in de aldığı takas istisnası da her an önemli bir oyuncu haline dönüşebilir.

Sıra Geldi Mavericks'e. Kidd-Howard-Marion-Nowitzki-Gortat/Dampier. Bir de kenardan Jason Terry ile Barea ikilisi oyuna girecekler. Kağıt üstünde neredeyse tepedeki 5 takımla aynı seviyeye geldiler. Şu ilk 5'e baktığımda ilk aklıma gelen şey "Bu takım rakibine ribaund vermez" oldu. Hakikaten inanılmaz uzun bir beşe sahipler. Ligin en iyi ribaund alan oyun kurucularından Kidd, aslında bir kısa forvet olan Howard, ribaund almak için yaratılmış Marion, Nowitzki ve eğer gelirse Gortat... Ürkmedim dersem yalan olur. Defansif yönden de neredeyse kusursuza yakın olacaklar. Tabii ki bu dediğim oyuncuların teketek potansiyelleri üzerine bir varsayım. Takım kimyası ve defanstaki rotasyonun oturması gibi detaylar da çok önemli. Ama öncelikle oyuncularınızda defans yapabilme yeteneği olacak, oradan üstüne birşeyler koya koya defansı inşa edeceksiniz. Mavericks de bu altyapıya fazlasıyla sahip. Defanstaki tek sorun Josh Howard ve Marion'ın 2 ve 3 numaralı pozisyonları ne kadar yadırgayacakları. Marion'ın geçtiğimiz seneyi neredeyse tamamen kısa forvet mevkisinde oynadığını ve randıman veremediğini biliyoruz. Ama bunun nedenini mutsuzluğuna yormak da mümkün. Howard'ın ise batıdaki şutör guardların
hızına yetişmesi pek kolay değil gibi gözüküyor.

Biraz Marion konusunda detaya girelim. 2 yıl önce önce Suns'dan maksimum kontrat bekliyordu kendisi. Kerr de "Bence sen maksimum kontrata değmezsin" diye cevaplamıştı. Marion da bunun üzerine takasını istemişti Kerr'den. Ardından Nash ve özellikle Amare'nin çok göz önünde olduğunu, kendisinin ise yeterince kıymetinin bilinmediğini düşünmeye başladı. Kerr bir açıdan haklıydı. Ben de Amare ve Nash'in yetenek olarak ondan daha çok para hakettiğine inananlardanım. Ama Matrix'in, Suns sistemindeki katalizör olduğu gerçeğini gözardı etmiyorum. Suns'ın sistemi içinde Nash ile beraber en önemli oyuncuydu belki de.

Ama işte bütün bunları birleştirip, net bir şekilde takasını istediğini basına açıkladığında, birşeyi gözden kaçırmıştı Marion: Suns takımının oynadığı basketbolda Marion'ın etkisi belki dağlar kadardı ama sistemin onun oyunu üzerindeki etkisi dünyalara bedeldi. Marion'dan bahsederken şunu kabul etmek lazım: Bu adamın ofansif yetenekleri bir hayli sınırlı. Rakibine karşı teketek kaldığında kendi şutunu yaratamayan, Suns sistemindeki bomboş üçlükleri göz önüne alındığında, ortalamanın altında dış şut atan bir adamdı. Zaten saha içi isabetlerinin %80'ini asistler sonrasında buluyordu. Bu bile tek başına birçok şeyi anlatıyor. Suns taraftarları hücumda 2 tane alley-oop tamamladığı için değil, blokları, olmayacak ribaundları alışı ve defanstaki müthiş gayreti sayesinde onu seviyorlardı. Ama o çok büyük bir yanılgıya düştü ve kendisini hücumda Amare ve Nash ile kıyaslamaya başladı.

İşte tam bu noktada Mavericks'in şampiyonluk planlarına girmek istiyorum. Eğer Marion, kafasını toplamışsa ve kendisini şimdiden Mavs'in en önemli 2. hücum opsiyonu olarak görmüyorsa gerçekten muhteşem bir transfer olabilir. Mavericks NBA'in hızlı oynayan takımlarından biri diyebiliriz. Kidd de Marion'ı asistlerliyle besleyecek, maç başına 2-3 alley-oop yaptıracaktır. Bunlar Marion'ı mutlu etmeye yeterse, kendisini takımın hücumdaki yıldızlarının arkasındaki tamamlayıcı olarak görürse ve defansta canını dişine takarsa, Lakers ve Spurs Mavericks'ten korkmaya başlayacaktır. Son olarak, neredeyse hiç uygulanmayacak olsa da, Mavs'in Nowitzki-Marion-Howard-Terry-Kidd 5'iyle kısa dilimler oynadığını bir düşünün. Yüzünüzde bir tebessüm oluştu değil mi?

9 Temmuz 2009 Perşembe

NBA'den kısa kısa - 2. baskı

- Magic, Mavericks'in Gortat'ya verdiği 5 yıllık 34 milyon dolar değerindeki kontratla eşleşmeyecek gibi gözüküyor. Ama yine de, her ihtimale karşı 7 günlük karar verme sürelerinin sonuna kadar bekleyecekler. Otis Smith'in açıklamaları bu yönde. Hem normal hem de doğru bir karar. Sonuçta bu 1 hafta içinde Magic eğer hedeflediği oyuncuları bir bir elinden kaçırırsa ve piyasada uzun oyuncu kalmazsa ,istemeye istemeye Gortat'ya bu parayı ödeyeceklerdir.
Gortat da konuyla ilgili "Ben oynamaya hazırım, inşallah beni daha çok isteyen takıma giderim. Ama Dallas'ta daha çok dakika ve daha önemli bir rol alma şansım var. Kendimi geliştirmek için daha çok nedenim olacak" demiş.
Gortat'nın geleceği açısından elbette Dallas'a gitmesi çok daha iyi olacaktır. Ama öte yanda Magic'in şampiyonluk gibi bir iddiası olacaksa, Gortat'yı takımda tutması gerektiğine inanıyorum. Çünkü şu anda yedek bir pivotları yok. Piyasadaki diğer pivotlardan Magloire veya Nesterovic gibileri, doğu finali serisinde Howard 3 faul alıp kenara geldiğinde, ne derece etkili olurlar? Bunu bir düşünmek lazım.

- Quinton Ross, Mavericks ile detayları açıklanmayan bir anlaşma imzalamış. Maç başına 10 dakika girip biraz savunma yapsın, derin bir bench olsun diye yapılmış bir transfer. Fazla üstünde durmaya gerek yok.

- Jannero Pargo, kötü geçen bir Avrupa sezonunun ardından tekrardan NBA'e döndü. Chicago Bulls ile bir yıllık anlaşma imzalayan Pargo, 2 milyon dolar alacakmış. Chicago'nun büyüdüğü şehir olması, seçimini etkilemiş. Önemli bir transfer olduğunu düşünmüyorum. Sadece nadiren, sıcak olduğu maçlarda rakibin canını üçlükleriyle yakabilir, o kadar.

NBA'den kısa kısa

Memphis Grizzlies'in sahibi Heisley, Iverson ile görüşme yapmak istiyormuş. Tek senelik 5 milyon dolar vermeyi düşünüyormuş. Grizzlies yönetimi Iverson'ı transfer etmek konusunda ikiye ayrılmış durumdaymış ama son kararı Heisley verecekmiş. Ayrıca Iverson'a, Detroit'teki gibi huzursuzluk çıkarması durumunda "işte kapı işte sapı" denilecekmiş.
Doğrusunu söylemek gerekirse şaşırdım. Grizzlies'in bile böyle bir tutum içinde olması, AI'ın nereden nereye geldiğinin kanıtıdır bence. Ayrıca Iverson'ın 5 milyon doları kabul edeceğinden şüpheliyim.
Yahoo çeşitli kaynaklardan gelen bilgilere göre, McDyess'ın Spurs ile 2 seneliğine anlaştığını duyurdu. MLE'nin tamamını alacakmış, bu da 11.7 milyon dolar civarına tekabül ediyor. Spurs'ü diğer takımlardan bir adım öne taşıyan faktörün, önerdikleri 3 senelik kontrat olduğu yazılıyordu ama 2 seneye ikna etmişler McDyess'ı.
Spurs, Jefferson hamlesine karşılık veren şampiyonluk adaylarına karşı, transfer yarışında yeniden öne geçmiş oldu diyebiliriz. Yaşı 35 olsa bile, geçtiğimiz sene dakika aldığında neler yapabileceğini tekrardan gösterdi. McDyess'ın oyununu "doğru basketbol" deyimi ile anlatabilirim. Spektaküler hareketlere girmeyen, 1e1 savunması oldukça iyi olan, zorlama atışlar kullanmak yerine gerektiği yerde pas vermesini bilen bir oyuncu. Basketbolu da çok iyi biliyor.
Önümüzdeki 2-3 sene Spurs'ün yüzük sayısını 5'e çıkartmak için son şansları. Duncan'da yavaş yavaş yaşlanma belirtileri başladı. Gelecek 2-3 sezon muhtemelen gerçek anlamda etkili olduğu son sezonları olacak. Spurs de gelmiş geçmiş en iyi uzun forvetlerden birinin etrafını yeniden doğru parçalarla donatmak için çaba sarfediyor. Bence Jefferson ve McDyess onları zirveye taşıyacak kadar akıllı ve yerinde transferler. Benim görüşüme göre bunu başaracak tecrübeye ve yeteneğe sahipler. Ama diğer takımların da çok güçlendiğini unutmamak lazım. Bir kez daha belirtmeliyim ki bu sene şampiyonluk yarışı çok kıran kırana geçecek.
Varejao'nun menajeri Dan Fegan, ESPN'e açıklama yapmış. Cavs'in 6 yıllığına 50 milyon dolarlık kontrat teklifine "Evet" dediklerini söylemiş. Hayırlı olsun diyemiyorum çünkü lüks vergisinin bir hayli üstüne çıkmış oldular. Ayrıca gelecek sene LeBron kalsın veya kalmasın, salary cap'lerinde 1'den fazla süperyıldızla anlaşmak için yer kalmayacak gibi gözüküyor. Varejao ile yıllık 8.5 civarına anlaşmak bana göre, gerçekten hiç mantıklı bir hareket değil. Hele gelecek sene cap'in daha da düşmesi beklenirken... Demek ki, ellerindeki uzun rotasyonunu bozmak istemediler, biz de hayırlı olsun diyelim.
Çok kısa sürede yazmıştım bu yazıyı. Gerçekten de çok hafif geçmişim Varejao'yu... Bugüne kadar bir takımla anlaşan/imza atan serbest oyuncular arasında, kontratını en haketmeyen oyuncu açık ara Varejao oldu. Bu ödülün sahibi olduğu için, kutluyoruz kendisini buradan.