BIY AD

7 Temmuz 2009 Salı

Ariza, LeBron'a inanmadı

Bildiğiniz gibi Ariza, Rockets ile MLE kontratı karşılığında sözlü olarak anlaşmıştı. Hedo gibi, onun da başka takıma gitmek için vazgeçtiği haberleri çıkmaya başladı. Çünkü Cavs'in onu, Cleveland'a gelmek için ikna etme çalışmaları hız kazanmıştı. LeBron da Ariza'yı getirmek için bir hayli çaba sarfetmiş.

Ariza, gelecek sene LeBron'un ayrılacağı bir Cavaliers'a gelmek istemediği için, LeBron'a sormuş: "Seneye takımda kalıyor musun?" diye. LeBron'un cevabı da net olmuş "Kesinlikle kalıyorum". Ancak Ariza LeBron'un sözüne pek güvenmediğinden, Rockets'ta kalma ihtimali daha kuvvetliymiş. LeBron'un sözlerinin yanlızca onun Cavs'e gelmesi için söylenmiş olduğunu düşünüyormuş. Eh haksız da sayılmaz. Seneye Shaq'ın kontratı bitiyor, LeBron'un ise ayrılacağına çoğu otorite garanti olarak bakıyor.

Kısacası Cavaliers, 2011 sezonunda bir anda ligin dibine demir atacak duruma gelebilir. Bence Ariza eğer Cavs'in ligdeki en güçlü takım olduğuna inansaydı, eminim koşa koşa giderdi. Şu anda ise gördüğü tabloda hem önümüzdeki sene şampiyonluk şansı çok yüksek değil, hem de takımın geleceği tam anlamıyla sis perdesinin arkasında...

NBA'den kısa kısa

Son post'tan beri internete girmemiştim, yeni haberler gelmiş. Önce kendimce biraz daha önemsiz olanları kısa kısa aktarayım. Daha önemlileri artık sabaha veya öğlene kalacak.
- Wizards iddia edildiği gibi Marbury ile ilgilenmiyormuş. "Oh be" dedim Avea reklamlarındaki gibi. Ne işi var Marbury'nin, bol oyun kuruculu ve genç Wizards takımında.
- Hatırlarsanız Wizards 2 pivotunu ve 1 uzun forvetini takasla Minnesota'ya göndermişti. Bunun üstüne en azından 1 uzun serbest oyuncuyu eklemek istiyorlarmış kadrolarına. Adaylar arasından Nesterovic veya Frye'ı eklemeleri yararlarına olacaktır. Zaten senelik 3 milyon dolar civarına bu adamlara imza attırılabilir diye düşünüyorum. Diğer iki aday ise Collins ve Magloire; pek içaçıcı oldukları söylenemez.
- Rasheed Wallace'la anlaşan Celtics, buna rağmen Glen "Big Baby" Davis'i elinde tutmak istiyormuş. Ancak ekonomik olarak eli kolu bağlı olan klüp, Davis'e gelecek bir MLE teklifini karşılayamayacak düzeyde. Spurs'ün de Rasheed'i elinden kaçırdıkan sonra Davis'e MLE'nin tamamını önereceği konuşuluyor. Elindeki yıldızları 32,33 ve 34 yaşında olan Celtics için geleceği parlak bir oyuncu olan Davis, Rasheed'in yanında önemsiz kalıyor. Öte yandan, Spurs Davis'i alsa bile halen kalıplı ve 2.10 üzerinde bir pivota ihtiyacı olacak. Haislip'i de transfer etmişken, bu hamleyi pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim.
- Diğer Celtics haberlerine göre: Leon Powe'ın durumu netleşmemiş. Rivers kalmasını istiyormuş ama Ainge'in kararına saygı duyacakmış. Dizinden ciddi bir sakatlık geçirdiği için Ainge de pek ılımlı bakmıyormuş Powe'un kalmasına.
- Grant Hill'e yıllık 1.9 milyon dolar teklif etmeyi düşünüyorlarmış. Hill'e bir sürü takım bundan daha çok para teklif edecektir. Kendisi 36 yaşında bile olsa, bu miktardan daha fazlasını hakediyor bence. Bakalım kendisi olası bir şampiyonluğa katkı yapma ve yüzük şansını mı yoksa parayı mı tercih edecek. Bence Celtics olmasa bile şampiyonluğa oynayan bir takıma gidecek gibi geliyor.

Glen Davis fotoğrafını merak edenlere: Garnett bir maçta kendisini aşırı sert bir şekilde azarlamıştı. Sonuç ortada. Bu arada ekleyeyim, "Big Baby" lakabı buradan gelmiyor, daha eskiye dayanıyor.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

76'ers boş durmuyor

33 yaşındaki Miller'ın 4 yıllığına en az 40 milyon dolarlık bir kontrat peşinde olduğu belirtiliyor. 76'ers ise maksimum 2 yıllık bir kontrat vermek istiyor. Bu büyük ihtimalle, yolların ayrılması anlamına gelecek. 76'ers şimdiden önlem almak için girişimlere başlamış. Hawks'tan istediği ücreti alamaması muhtemel olan Bibby'e ilgi duyduklarını belirtmişler. Sadece 1 senelik bir kontrat konuşulmuş, böylece Bibby de seneye daha çok para peşinde koşacakmış.

Bibby'nin maddi planları çok umurumda değil ancak onun Philadelphia 76'ers için muhteşem bir seçim olacağına adım gibi eminim. İçeriden dışarı bol bol top çıkaracak olan Brand ve Iggy'nin yanında dış şutları değerlendirecek bir oyun kurucuya ihtiyaçları var. Bu adam kesinlikle Andre Miller değil. Halbuki Bibby bu tanıma "cuk" diye oturuyor. Ayrıca Bibby'nin Brand ile çok iyi pick&roll oynayacağını düşünüyorum. Yıllar boyu Brad Miller ile yaptığını, daha üst düzey bir oyuncu olan Brand ile çok daha iyi uygulayacaktır. Daha da detaya inip, geçtiğimiz sezon içinde Elton Brand'in Andre Miller'ın pas dağıtımını eleştirdiğini ileteyim.

Bence bu birleşme kararı alınırsa iki taraf için de çok hayırlı olur. Hatta ben Philly'nin genel menajeri olsam 1 senelik değil en az 3 senelik kontrat teklifinde bulunurum.

Kidd Mavericks'te kaldı gibi...

ESPN yazarı Ric Bucher'in Twitter'da yazdığına göre; Mavericks Kidd ile 3 yıllığına 25 milyon dolar karşılığında anlaşmış. Mavs'in bu parayı vermesini bekliyordum ancak bu yine de benim miktarı biraz fazla bulduğum gerçeğini değiştirmiyor. Mavs'in Kidd'i tutmayı çok istediğini zaten biliyorduk, bunu göstermiş oldular. Yine de, belirttiğim gibi, 36 yaşındaki bir oyuncuya bu kadar güvenilmesi biraz garibime gidiyor, bu adam Kidd gibi gelmiş geçmiş en iyi oyun kuruculardan biri olsa bile.
Kidd 2 sezondur, kariyeri boyunca olmadığı kadar iyi dış şut sokmaya başladı. Asistlerinin yanında bunu eklediğimizde kendisinden "yıllanmış şarap gibi" diye bahsedebiliriz. Fakat "yaş" başka şeyleri de yanında getiriyor. Artık maalesef eski çabukluğunda değil. Defansta, hızlı oyun kuruculara karşı çok zorlanıyor. Ayrıca kontratın son 2 yılında 38-39 yaşında olacak Kidd'e 8.5 milyon dolar ödemek, içinde bulunması hoş olmayan bir durum haline gelecektir.

Rasheed Celtics'te

Celtics'in Detroit çıkarmasına daha önce şurada değinmiştim.

Takımı toplayıp, onca yol katedip, kendisini ikna etmeye çalışmaları etkilemiş olmalı Rasheed'i. Bu deli adamın Boston yollarına düşmesini beklemiyordum, beni şaşırttı. Çünkü Spurs ve Magic'ten gelen teklifleri reddederek Celtics'le anlaştı. Geri çevirdiği iki takımda da ilk 5 başlama ihtimali çok yüksekti. Öte yanda Celtics'te kenardan oyuna dahil olması kesin denilebilir. Celtics'in istekli tavrının yanında, doğuda kalacak olması ve Celtics'in en güçlü aday olduğuna inanması bu tercihinde etkili olmuştur muhtemelen.

Celtics transfer döneminin en önemli hamlelerinden birini yaptı. Bir tane de kenardan oyuna dahil olacak şutör guard bulmaları halinde tam anlamıyla mükemmel bir takım olacaklar. O konuda da Grant Hill ile görüşmelere başlamışlar. O da müthiş bir eklenti olur takıma.

Daha önce birkaç kez belirttiğim gibi. Orta ve alt sınıf takımlardaki yıldızlar birer birer üst sınıf takımlara gidiyor. Şu anda NBA'de Celtics/Magic/Cavs/Lakers/Spurs ile diğerleri arasında öylesine büyük bir fark oluştu ki, bunlar kendi liglerini kurup orada oynasalar eminim kimse sesini çıkarmaz. Gerçekten müthiş playoff serileri bekliyor bizi.

Roje (!!!) Federer

Dün Federer'in başarısını yazarken unutmuşum değinmeyi. CNNTürk spikeri Barış Kuyucu ve yorumcusu Cahit Yavuz'un yıllardır öğrenemedikleri birşey: Roger Federer'in nasıl okunduğu.
Dünyadaki bütün yabancı spikerler ve yorumcular Racır şeklinde telaffuz ederken, bizimkiler inatla Fransızca okuyorlar Roje diye. Ayrıca wikipedia'da bile Federer'in bu konudaki açıklamaları var. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp demişler. Örneğin Hıncal Uluç, Haci diye okunduğunu öğrendikten sonra, Hagi'yi yazıldığı gibi okumaktan vazgeçmişti, .
Bu kadar zamandır Wimbledon'ı sunan ve bu yanlışlarına ısrarla devam eden 2'li, bizle çaktırmadan dalga geçiyorlar diyebiliriz.

Not: NBA hakkında bir blogda tenise bu kadar yer verdim ama bunları dile getirmeden de yapamazdım.

Spurs'e tanıdık sima: Marcus Haislip

NBA'deki başarısız macerasının ardından 2 sezon Türkiye'de kendisini gösteren Haislip'in Mirsad'a salladığı yumruk hala hatırlarımızda. Haislip, Ülkerspor ve Efes Pilsen'den sonra, İspanya'nın Unicaja Malaga takımında 2 sene oynamış ve burada takımın yıldızı olmuştu. Avrupa'da geçirdiği bu 4 sene içerisinde oyununu oldukça geliştiren, dış şutlarında isabet oranını oldukça iyi seviyelere çıkaran Haislip'in, atletik yeteneklerinin NBA için bile üst seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Şu anda, Spurs'ün uzun rotasyonu son derece dar, eminim başka isimlere de yöneleceklerdir. O yüzden Haislip'in, şimdiden ne kadar dakika alacağını kestirmek bir hayli zor. Bakalım ikinci denemesinde NBA'de başarılı olabilecek mi? En azından rotasyona girecek bir performans göstermesini diliyorum bu deli dolu adamın.

Raketi sallasa ellisi

Atptennis'in girişine koyulmuş çok hoş bir kolaj. Federer'in başka bir galaksiden olduğuna da dikkat çekiyor olabilirler.

5 Temmuz 2009 Pazar

1 Numara, Kral, Efsane

Dile kolay, tamı tamına 15 Grand Slam. Ayrıca daha 1 ay önce, 4 Grand Slam'i de kazanma başarısını da elde etti. Yaptığı vuruşlar ve oyunu okuyuşu anlatılmaz yaşanır. Federer, beyefendiliği ile de zaten dünyadaki sayılı sporculardan biri. Bir kez daha tebrikler Fedex hatta biz Türkler'in deyimiyle: Fedo.
Roddick'e de bu müthiş final için teşekkür etmeliyiz. Hafif ağlamaklı oldu ama tenisin gelmiş geçmiş en büyük ismine yenildiği için çok da üzülmemeli.
Buradan Sampras'a da tebriklerimizi gönderelim. Federer "Ben bu rekoru kırdığım sırada, orada Sampras'ın da olmasından büyük gurur duyarım" diyerek kendisini davet etmiş. Sampras da bu isteği geri çevirmemiş, gelmiş. Merkez kortta, Federer'in, kendi rekorunu çimlere gömdüğünü izledi ve bu tarihi ana tanıklık etti. Üstelik gülümsemesi ve alkışlarını eksik etmeden...
Türkiye'de daha 2 sene evvel yaşanan bir olayı aktarmak istiyorum. Tanju Çolak, Hakan Şükür'ün onun rekorunu geçmesi sonucu NTV'ye bağlanıyor. Sonrasını ondan dinleyelim: "Hakan'ı tebrik ediyorum ama şu unutulmasın ki ben bu kadar golü ondan daha az maçta attım. Yani aslında benim başarım onunkinden daha büyük ama yine de tebrik ederim Hakan'ı."
Tanju'yla, Sampras arasında kocaman bir fark var !!!

Ayrıca son olarak, Federer'in Netjets reklamını vermeden olmazdı:

Yok mu bu (A)damı (İ)steyen? - 2

İlk yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

Iverson Detroit Free Press gazetesine yaptığı açıklamaya göre, NBA'de halen ilk 5 başlamak istiyormuş. Kendisine "Ya gittiğin takım seni kenardan oyuna sokmak isterse?" diye sormuşlar. Cevabı net olmuş: "Bilmiyorum. Herhalde basketbolu bırakırım."

Anlaşılıyor ki, Iverson düştüğü yerden kalkmayı falan düşünmüyor. Bu açıklamayı göz önüne aldığımızda, şampiyonluğa oynayan takımlardan birine gitmeyeceğini öngörebiliriz. Nitekim bu takımların ilk 5'lerinde, bence Iverson'a yer yok. Muhtemelen playoff yarışında bile olmayan bir takıma gidip, yıllık 10 milyon dolar civarında bir miktarı cebine indirip, ilk 5'te çıkıp, emekliliğini bekleyecek.

Sonuçta hedefi yüksek olan takımların AI'ı ikna etme ihtimalleri az da olsa var. Ama şunu söylemeden edemeyeceğim: Bir insanın egosu, başarıya açlığından da yeteneğinden de daha büyük olunca böyle bir tablo çıkıyor karşımıza.

David Lee Analizi

İnatla yazılan haberlerden biri: David Lee'yi isteyen 10-15 takım arasında, en ısrarcısının Blazers olduğu. Henüz Hedo'nun Toronto'ya gitme kararı gerçekleşmeden evvel de "Hedo olmazsa Blazers Lee'ye yönelecek" şeklinde haberler görüyorduk. O zaman da okuduğum anda "Ne alaka?" diye tepki vermiştim. Bu haber dün gece yine gazetelerdeki yerini alınca, yazmaya karar verdim.

Evet ne diyordum: Ne alaka? Oyun kuran bir kısa forveti elinden kaçırınca, yerini doldurmak için bir uzun forvet mi almak lazımdır? Üstelik bu uzun forvet takımınızın yavaş temposunda verimliliğini tamamen kaybedecek türden bir oyuncuysa...

David Lee, D'Antoni'nin altında oynamadan önce de hep savaşçılığıyla bilinen bir oyuncuydu. Her ribaundu kovalaması sayesinde bulduğu kolay sayılarla ekmeğini kazanıyordu. Bu sezon ise Knicks'in oynadığı hızlı tempoda iyice ön plana çıktı. Sahayı, NBA'deki çoğu uzundan daha çabuk katettiğini bir kez daha gösterdi. Zaten maç başına 15 sayı ve yukarısında üretebilmesi için bunu yapması şart. Çünkü kendisinin ne sırtı dönük oyunu ne de dış şutları ortalamanın üzerinde. Sayı bulması tamamen hücum ribaundlarına, fast break bitirmesine ve pick&roll'a bağlı bir oyuncudan bahsediyoruz. Ayrıca eksi yönlerine hiç blok tehdidinin olmamasını da eklemeliyiz.
Bir de Blazers'a bakalım. Ellerinde Aldridge-Oden-Przybilla gibi uzunlar var. Ayrıca Outlaw'ı 4 numarada bol bol kullanıyorlar. Bu durumda Lee'yi almanın ne gibi bir mantığı var? Rotasyonda kime kaç dakika verilecek?
Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi Lee'nin gittiği takımda en az 3 tane skorer oyuncu olmalı ki, Lee onların yarattıkları pozisyonları bitirsin, kaçan şutlarda ribaunda girsin. Blazers'da sadece Roy ve Aldridge'i skorer olarak sayabiliriz. Lee'nin Blazers'a uyduğu tek yön ise: Oden. Böylece Lee'nin defansif yöndeki eksileri çok ön plana çıkmayacaktır.

Kısacası bu transferin pek hayırlı olacağına inanmıyorum. Lee'nin hızlı tempoda oynayan bir takıma gitmesi ve en az iki tane pozisyon hazırlayan oyuncuyla oynaması gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak: Lee'nin sınırlı serbest oyuncu olmasından dolayı Blazers çekingen davranıyormuş. Knicks'in 1 hafta sürecek eşleşme opsiyonu süresi içinde, diğer serbest oyuncuları ellerinden kaçıracaklarından korkuyorlarmış. Sign&trade'e daha sıcak bakıyorlarmış. Eh en azından takasla, rotasyondaki dakika problemi çözülmüş olur.

Duncan araba alırken

Hazır ortalıkta pek haber yokken geçmişten değişik birşey paylaşayım dedim. Bilmeyen arkadaşlara: Duncan maç içinde hiç değişmeyen surat ifadesiyle tanınır, bu gözle izleyelim.

Yok mu bu (A)damı (İ)steyen?

Evet Iverson'dan bahsediyorum. Bu kadar hızlı geçen bir transfer sezonunda kendisiyle ilgili sadece 2-3 tane silik, basında çok az rağbet gören haber çıktı. Özellikle yerde olduğu bir fotoğraf kullandım. Bakalım düştüğü yerden kalkabilecek mi? Veya kalkmak isteyecek mi?

Aslında AI, Pistons'a katıldığında çok ümitliydim. Egosunu bir kenara bırakacağını, takımdaki sorun çıkarmayacağını, şampiyonluk için elinden geleni yapacağını düşünüyordum. Yanıldım. Geldiği ilk zamanlarda alışma devresinden geçecekleri belliydi. Bu dönemdeki yenilgilerden dolayı heyecan yapan Curry takımın ilk 5'iyle yapboz gibi oynamaya başladı. Kenardan oyuna girmesi istenen Iverson bunu yapmayacağını dile getirince sevilmeyen adam oldu. Soyunma odasında takım arkadaşlarıyla iyi geçinmediği yönünde haberler çıkmaya başladı. O andan sonra belli oldu ki artık Iverson'dan Detroit'e hayır yoktu. Detroit'in playofflara kalamaması ve sezonun sonunda Iverson'ı oynatmama kararı yıldız oyuncunun imajını daha da zedeledi.

Bunun üstüne bir de ayrıldığı Nuggets takımının beklenmedik çıkışı eklenince, kendisi bir anda "kanser" damgası yedi. Peki bu durumda onu hangi takımlar almayı düşünür? Gelen haberlere göre, Bobcats bir star alıp bilet satmak için düşünüyormuş. Pistons-Bulls arasında Gordon-AI sign&trade'i gerçekleşebilirmiş. Yani iki takım da oyuncularıyla sözleşme imzalayıp sonra takas edebilirlermiş ama şu anda uzak bir ihtimal olarak gözüküyormuş. Ayrıca Grizzlies ile Heat'in de gözü varmış. İşte bunu hiç anlamadım. Wade'in yanına tıpatıp aynı tipte bir oyuncu alma fikri hangi akıldan çıkmıştır, gelsin bana anlatsın lütfen. Zaten AI da Heat'te oynamak istemiyormuş. Grizzlies'e ise söylentilere göre yeşil ışık yakmış Iverson.
Henüz şampiyonluğa oynayan bir takımın onu cidden düşündüğü haberi çıkmadı basında yanılmıyorsam. Bunun NBA takımlarında AI ile ilgili oluşan "kanser" önyargısıyla alakası var mı? Bence evet. Peki AI bunu hakediyor mu?

Aslına bakarsanız ben AI'ın takım kimyasını bozmasının önemi yerine, onu alan takımın Iverson'a hazırlıklı olup olmamasının önemine dikkat çekmek istiyorum. Burada önemli bir nokta var: Öncelikle onu idare etmesini bilecek ve aynı zamanda onun saygı duyacağı bir koça sahip olmak gerekiyor. En iyi örnekler Larry Brown, Popovich ve Phil Jackson. Bunun yanında, soyunma odasında sağlam bir arkadaşlık ortamının olması ve takımın 2-3 numaralı opsiyonu haline gelecek olan AI'ın takımdaki diğer oyunculara saygı duyması da önemli bir detay. Diyeceksiniz "bunları sağlayana kadar gider başka oyuncu alır takımlar". Alırlar evet ama bu sene Iverson gibisini bulmaları pek kolay değil.

Bu adama şampiyonluk hedefi olan takımlardan eninde sonunda teklif gelecektir. 34 yaşında bile olsa gittiği takıma çok şeyler verebileceğine inanıyorum Iverson'ın. Tabii ki yazının başında belirttiğim gibi yerden kalkmak isterse. Zaten istemezse Grizzlies, Bobcats gibi bir takıma gidip parasını alıp "takılacaktır".

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Gündemden kısa kısa

Pistons'ın başına geçmesi beklenen Avery Johnson, bugün Joe Dumars ile biraraya gelecekmiş. Mavericks macerası sırasında NBA Finalleri'ne kadar çıkan Johnson, Pistons için doğru bir seçim olacaktır bence. Mavs'deki son 2 playoff macerasında yetersiz kalan Johnson, beklentileri çok yüksek olmayan Pistons'da kendisini geliştirme şansı da bulacaktır.
Takımın başına geçerse, umarım yayıncı kuruluşlar maçlarda Johnson'ın yakınına mikrofon koymazlar. Sesine uzun süre maruz kalınca, NBA'den soğuyacak raddeye geliyorum.
Marbury için çekişen takımlar arasında Washington Wizards ön plana çıkmış. Marbury için çekişmek? Hangi NBA takımının genel menajeri Marbury için bir yarışa girer, onu ikna etmek için emek harcar ki? Hele şu an favori duruma geçmiş takımın Arenas ve Foye gibi iki oyun kurucusu olduğunu düşününce...

Birkaç gündür inatla yazılıyor, ben de yer vereyim madem. ESPN yazarı Ric Bucher twitter sayfasında söylemiş: Suns ile Hornets Ben Wallace-Chandler takasını gerçekleştirebilirlermiş. Hatta hemen şu anda bile olabilirmiş ama Suns daha iyi bir takas fırsatı arıyormuş. Son seçenek olarak bu takası yapacaklarmış. "Buldun da bunadın" derler sana Steve Kerr'cüm. Keşke yazar/yorumcu olarak kalsaymışsın. Çok beğenerek okuyordum ve dinliyordum Yahoo'da ve maçlarda. Şimdi ise bütün basketbol severlerin ağzına sakız oldun...

Çek bir Boozer ?

2004 yılında Cavaliers, Boozer'ın müthiş performansı sonucunda bir sonraki sezon kontratındaki 700bin dolardan fazlasını hakettiğine karar verdi. İki taraf sözlü olarak 6 yıllığına 40 milyon dolarda anlaştı. Cavs, Boozer'ın kontratındaki son seneyi kullanmak yerine Boozer'ı sınırlı serbest oyuncu yaptı. Ancak Boozer Jazz ile 6 yıllık 68 milyon dolar karşılığında anlaştı. Cavs'in o zamanki salary cap'i bu parayı karşılamalarına olanak tanımıyordu. Boozer Utah'ın yolunu tuttu.O gün bugündür sözlü anlaşmalardan sonra bir oyuncunun başka takımla sözleşme imzalaması Boozer hareketi olarak anılıyor. Geçen sene Elton Brand'in bunu Clippers'a yaptığını hatırlayabiliriz.
Maalesef şimdi de Hidayet hakkında bu tip yorumlarda bulunuluyor. Keşke bu Raptors haberleri yalan çıksa da hem bu tür yorumlar sona erse hem de Hidayet, geleceği çok parlak olan Blazers'a gitse. Ama tabii artık çok zor.
Raptors'a da bakıyorum, kağıt üstünde evet iyi bir kadroya sahipler. Ancak seneye Bosh'un takımda kalmasına pek ihtimal verilmiyor. Bu da Raptors'ın bir kaç seviye birden düşeceği anlamına gelir. Ayrıca bu sene serbest kalan oyuncularından hangilerinin döneceği meçhul...
Neyse tekrardan hayırlısı olsun Hidayet'e. Umarım Raptors bu sene iyi işlere imza atar da Bosh Toronto'da kalmaya ikna olur ve Hedo onunla uzun yıllar oynama imkanı bulur.

Biz bakkala, Hedo Toronto'ya

Mehmet abi, 2 ekmek 1 süt lütfen...

Hidayet inanılmaz bir fake atmış. Bütün NBA medyasını, basketbol severleri ters köşeye yatırıp Toronto yolunu tutmuş. Raptors ona 5 yıllığına 56 milyon dolar (Yahoo 56, ESPN 53 yazmış) teklif etmiş. Karısının Toronto şehrine bayıldığı yazılıp çiziliyordu. Belki de o ikna etmiştir Hedo'yu. Raptors tarafından verilen ekstra 6 milyon doların katkısı varsa kararının değişmesinde, gerçekten çok büyük hayalkırıklığı olur benim açımdan.
Hayırlı olsun Raptors'a da Hidayet'e de. Ama biraz içimiz burkuldu Portland gibi bir takıma gitmediği için. Kariyerinin sonuna kadar yüzük alamayacağı kesinleşti diyebiliriz.

Hedo Portland ile anlaştı

Bizler de bu haber üstüne Konyalı Portlandlılar olarak sarmaş dolaş olduk. Şaka bir yana 2000'li yıllardan beri sempati duyduğum Portland'a gitmesine gerçekten çok sevindim. Artık Trail Blazers maçlarını ayrı bir zevkle izleyeceğim. Son 10 günde kaç kere yazdım bilmiyorum ama Hedo'nun Portland'a gerçekten mükemmel uyum sağlayacağını düşünüyorum. Kontratı 5 yıllığına 50 milyon dolar civarı olacakmış. Resmi açıklama için çarşamba günü bekleniyormuş. O gün hem serbest oyuncu ile kontrat imzalama yasağı kalkacak hem de salary cap açıklanacak. Çarşambayı beklersem çatlarım, şimdiden Hedo'lu Trail Blazers'a biraz değineyim.

Öncelikle Hidayet'in yerine geldiği oyuncu olan Batum'la başlayalım. Atletik, basketbolu bilen genç bir yetenek ama Hidayet'le kıyas bile kabul etmez. Direk geçiyoruz. Ardından Hedo'nun ilk 5'te yanında oynayacağı adamlara geliyoruz. Blake-Roy-Aldridge-Oden. Bir kere, Hedo'nun Portland'a bu kadar uymasının başlıca sebebi Blake. Kendisini yanlızca 2 kere izleyen biri "Bu nasıl basketbolcu" bile diyebilir ancak Blake sahada her zaman doğru kararları vermeye çalışır ve genelde bunu başarır. NBA'in en iyi asist/top kaybı oranlarından birine sahiptir. Topu elinde çok az tutar ve Roy'un topla oynamasına izin verir. Şimdi hem Roy'un bu şekilde pozisyon yaratmasına hem de Hidayet'in oyun kurmasına izin verecek. Kendisi iyice geri plana çekilerek, takımda topun hızlı şekilde dolaşmasını sağlayacak ve boş dış atışlar deneyecek.
Roy, Hidayet'in gelmesinden en çok yararlanan isim olacak. Geçtiğimiz sene, Roy kenardayken zorlanan Portland takımının ilacı Hidayet olacak. Birisi dinlenirken diğeri oyunu kontrol edecek. İkisi de oyundayken hangisinin eşleşmesi daha avantajlıysa top onun ellerinde olacak, Roy daha çok pozisyon yaratırken Hedo hem kendisi pozisyon yaratıp hem de topun doğru zamanda doğru ellerde olmasını sağlayacak. Kısacası oyunu Portland adına bu iki oyuncu kontrol edecek.

Takımın uzun forveti Aldridge ile bolcana pick and roll yaptığını göreceğiz Hidayet'in. Bu oyunlar sonrası Aldridge topları geri aldığında, potanın 5-6 metre uzağından, sevdiği bomboş atışları sayıya çevirecektir.

Oden hücumda geçtiğimiz seneye göre daha aktif olacaktır ve bunda Hidayet'in katkısı elbette ön plana çıkacak. Ancak Oden'ın, Howard'ın yer kapma kabiliyeti ve gücünün yarısına bile sahip olmadığını hatırlamalıyız. Bu bakımdan, Oden'a boyalı alanda doğru yerde ve anda top vermek Hidayet'i çok daha fazla zorlayacaktır. Yani bu tek taraflı bir işlem değil, iki tarafın da birbirlerine yardımcı olmaları lazım. Pick and roll oyunlarında da Howard'a göre çok daha az atletik olan Oden'ın potaya ne kadar sağlam gidebileceği soru işareti. Oden'ı bu kadar eleştirdim ama elbette ofansif oyununu daha yukarı taşıyacaktır. Onun bir pivot olarak gelişimine en iyi katkı verecek kısa forvetlerden birini aldıkları için bana göre çok şanslı...

Fernandez ve Outlaw ikilisi takımdan ayrılmazlarsa kenardan gelip enerji ve skor katkısı yapacaklar takımlarına. Hedo-Howard alley-oop'larını izlemeye alışkın bizler için, Outlaw bu uçuşları devam ettirecektir.

Hidayet'in genel olarak ve takım kimyası bakımından tecrübe gibi çok önemli bir katkısı var. Bu adam Lakers'a karşı 5 maçlık bir final serisinde %50 ile şut attı. Ayrıca 9 yıllık bir NBA tecrübesine sahip. Bu durumda Nate McMillan ondan, takımın lideri Brandon Roy'dan bile daha sakin kalmasını bekleyecektir maçların kırılma noktalarında.
Bir de eksisinden bahsedelim Hidayet'in: Savunma. Batum ve Outlaw'un yaptığı savunmanın yanına yaklaşamıyor maalesef Hidayet. Sırf bu yüzden kafamda soru işaretleri var Portland ile ilgili ama yine de çok ümitliyim ben takımdan.

Dikkat edin, bu yazıda en uzun paragrafı Steve Blake'e ayırdım. Ancak Portland camiasında onun takas olması bekleniliyor. Hem de alınması istenilen isim Andre Miller. Sadece "Aman Tanrım" diyebiliyorum böyle bir fikire. Hidayet'li-Roy'lu bir takımın son ihtiyacı olan şey Miller gibi topu elinde tutmaktan hoşlanan ve üçlük sokamayan bir oyun kurucudur. Umarım Miller veya onun benzeri bir adamı takasla getirmeye kalkmaz Pritchard. Böyle bir hamle, son 4 senede yıkıp, yeniden inşa ettiği bu gelecek vaat eden takıma balta indirmekle eşdeğer olur bence.

3 Temmuz 2009 Cuma

Toplayın takımı Detroit'e gidiyoruz

Detroit yolları taşlı, geliyor Celtics takımı... Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere Celtics organizasyonu, toplamış takımı Detroit'e gitmiş. Niye? Cevabı tek kelime: Rasheed.

Takımı toplamışlar derken dalga geçmedim. Pierce-Allen-Garnett-Rivers-Ainge ve takım sahiplerinden Wyc Grousbeck birlikte atlamışlar uçağa. Amaç tabii ki Rasheed'e selam verip dönmek değil. Şampiyonluğun anahtarı olarak gördükleri Rasheed'i mümkün olduğunca kendi taraflarına çekmek istiyorlar. Onu ne kadar çok istediklerini de takımın 3 starı, koçu, genel menajeri ve sahibi bir arada giderek gösteriyorlar. En son böyle bir organize hareketi PJ Brown'u ikna etmek için yapmışlardı. Nasıl sonuçlandığını biliyoruz: Brown, Lakers'a karşı Final serisindeki müthiş oyunuyla adeta şampiyonluğun kapısını açmıştı. Üstelik şimdi ikna etmeye çalıştıkları isim Rasheed. Sadece Celtics değil, bütün hedefi yüksek takımların almak isteyeceği bir isim. O yüzden Celtics açısından değil, genel yaklaşacağım. Bu adam, NBA'de halen ilk 5 çıkacak kapasitede olan, son derece yetenekli bir uzun forvet/pivot. Peki onu bu kadar özel yapan nedir? Klasik bir pivotta bulunması gereken blok koymak, boyalı alandan sayı üretmek, savunma bilgisi gibi özelliklerin yanına üçlük tehdidini eklemesi. Tek eksisi ribaundlarda biraz zayıf kalmasıdır. Eğer NBA'deki üçlük atabilen uzunlara bakarsanız, neredeyse hiçbirinin blok özelliğinin olmadığını veya defansta rakip pivotun arkasında duracak kapasitede olmadığını göreceksiniz. İşte Rasheed size bunu eksik bir yönü olmadan sağlıyor.

Eksik yön demişken en önemli şeyden bahsettiğim farketti. Rasheed'de 1-2 tahta eksiktir. Bunu bilmeyeniniz yoktur. Ama yine de şampiyonluğa oynayan bir takımın onu alması halinde, kupa için çok büyük bir adım atacağını düşünüyorum. 5 yıl önceki gibi takımı taşıyamayabilir ancak zaten 3-4 adet yıldızı olan takımlar için mükemmel bir son parça olacaktır.
Bu takımlardaki şampiyonluk ve başarı havasından eminim Rasheed de etkilenecektir. Özellikle koçuna saygı duyacağı bir takıma giderse çok yararlı olacağını düşünüyorum. SVG veya Brown'un Sheed'i ne kadar idare edebileceklerinden emin değilim. Ama yine de Magic, Spurs, Celtics ve Cavs 4'ü de peşinde bu çılgın adamın. O da bunun bilincinde ki biraz yüksekten bakıyor herkese. Temasa geçen takımlara çabuk karar vermeyeceğini belirtmiş. Bakalım diğer takımlar da Detroit'e uçak kaldıracaklar mı?

Biz susalım Hedo konuşsun

Hedo'nun Portland hava alanında verdiği açıklamalar





Bir de ufak özet geçelim. Hedo'nun düşünceleri kısaca şöyle "Buraya geldiğim için mutluyum, beni gerçekten çok istiyorlar ve çok ilgililer. Bir oyuncu olarak aradığınız ilk şey budur. Para tabii ki önemli ama öte yanda kendinizi geliştirmeniz ve oynadığınız basketbol da önemlidir. Bu bakımdan son derece iyi bir takımlar. Çok gençler. Roy-Aldridge gibi oyunculara sahipler. Benim de onlara tecrübe olarak katkım olacaktır. Bunu, iyi bir fırsat olarak görüyorum. Şu anda kesin birşey diyemem ama burada olmaktan mutluyum."

Şu konuşmanın ardından Hedo'nun Portland'dan başka bir yeri seçmesine pek imkan vermiyorum. Hayırlı olsun diyelim şimdiden. Resmileşince hakkında yazı da girerim. Ama bir kez daha belirteyim ki, bence Orlando'dan sonra en doğru tercihi yapıyor Hedo.

Ayrıca video için arkadaşım Bener'e teşekkür ediyorum.

Artest - Ariza takası (!)


Tabii takas falan olmadı. Sadece iki serbest oyuncu, birbirlerinin takımlarıyla anlaştı. Artest, Houston'dan Los Angeles yolunu tutarken, Ariza da tersi istikamete gitti.
Kullandığım fotoğraf biraz ironik oldu. Nitekim önümüzdeki sezonda başarılı olma ihtimallerine baktığımızda, muhtemelen Artest sevinirken Ariza üzülüyor olacak. Daha iki oyuncunun kontratının detayları da açıklanmadı. Ariza'nın yıllık 6 milyon doalr civarı bekleniyor. Artest'in alacağı miktar 10 milyon civarı da olsa Lakers'a helal olsun demek lazım. Ariza'nın oyununu her ne kadar takdir etsem de onun yerine takıma Artest gibi bir oyuncuyu katmak müthiş bir başarıdır. Rakip kısa forvetleri tam anlamıyla kilitleyen ve bunun üstüne hücumda skor üretme potansiyeli Ariza'dan kat kat üstün olan bir adamdan bahsediyoruz. Bu transferin tek dezavantajı Artest'in hafiften çatlak bir kafa yapısına sahip olması diyebiliriz. Onu da, zamanında Rodman ile yıllarını geçiren Phil Jackson zaptedecektir. Houston'ın durumunu ise abartılı bir tabirle anlatayım: Attan inip eşşeğe bindiler.

Şampiyonluğa oynayan takımların güçlenmeleri devam ediyor. Seneye bu takımlar birbirleriyle eşleşene kadar, playoff'ların zevksiz geçeceğini düşünmeye başladım.