BIY AD

29 Nisan 2010 Perşembe

Bucks - Hawks Serisi 5. Maç (91 - 87)

Dünkü maçı izledikten sonra Atlanta'nın nasıl Doğu 3. olduğuna anlam veremedim. Boston bu ünvanı çok çok daha hak etmiş onu anladım açıkçası. Bir önceki maç yazımda da bu takımın sorunlarına değinmiştim; ama Hawks'ın elinde koz olarak hem ev sahipliği avantajı vardı hem de Milwaukee'nin 2006'dan beri playoff yapamamış olmasının verdiği tecrübesizlik. Hadi onları geçtim, bu takımın hem hücumda hem de savunmadaki temel direği Bogut, 3 yerinden sakatlanmayı başararak sezonu kapatmıştı. Milwaukee'nin özellikle Philips Arena'da kaybettiği iki maçtan sonra bu turu geçmesine hiç ihtimal vermediğim gibi, bir maç alabilecekleri bile aklımın ucundan geçmemişti. Şimdi geldiğimiz nokta ise şu: 3-2 Bucks önde. Ev sahipliği avantajını da elde ettiler ve eğer bir sonraki maçta bir galibiyet elde edebilirlerse seri sonuçlanacak ve Orlando'nun karşısına çıkacaklar ikinci turda. Atlanta'nın deplasmanda playoffların en kötü takımı olduğunu biliyoruz; ama biz her yazının ardından en azından kendi evlerinde kazanırlarsa turu 4-3 alacaklarını savunuyorduk; ama tabiri caizse çaylak takımı büyük bir sürpriz yaparak deplasmandan bir maç çaldı ve hem Atlanta'nın ve hem Woodson'ın koltuğunu sallamaya başladı.

Bu seride şu ana kadar hiç bir takım deplasmanda galibiyet alamamıştı düne kadar. Bu konuda ilginç de bir istatistik gördüm: 5. maça kadar deplasmanda oynayan takım ortalama 11.3 fark yemiş, 3 sayı yüzdesinde sadece 29.5'te kalmış ve ortalama 10 sayı fazla hızlı hücumdan sayı yemişti. Dün ise Bucks takımı bu makus talihi değiştirdi adeta. 4 sayıyla maç kazandılar, %42.1'le üçlük attılar ve hızlı hücumlarda buldukarı sayılarda Atlanta'dan iki sayı öndeydiler. Maçın kilit noktaları özellikle bu üç istatistikle daha net anlaşılıyor.

Bu sene neredeyse her Milwaukee yazısında Jennings'in aşırıya kaçan liderlik isteğini konu ettik. Çoğu maçta kendi adını duyurma sevdası adına takımını yenilgiye sürüklemişti. Hatta bu seride de bir-iki maç yine normal sezondan esintiler gördük; fakat dün tek bir şey dikkatimi çekti onun adına. O da kazanma hırsı. Bazen bu hırsı takımına çok zarar veriyor; fakat dün tam tersine takımına özellikle müthiş bir ivme kazandırdı. Özellikle maçın sonlarında yakaladıkları 14-0'lık seride onun ve 37 yaşındaki Thomas'ın imzası vardı. Çaylak oyuncu bu performansıyla "Yılın Çaylağı" ödülü için kafaları kurcalamayı başardı. Belki bu sezon Bogut olmasa Bucks playoff yapamayacak, o da normal sezon içindeki gereksiz hırsı nedeniyle 2009 çaylakları arasında alt sıralarda kalacaktı; fakat şu da büyük bir gerçek ki, her ne kadar onu en çok eleştirenlerden biri ben olsam da son iki maçta tecrübeli bir oyuncu gibi oynayarak hem takımını oynattı hem de kendi oynadı. Deplasmanda aldıkları bu galibiyette takımı adına büyük takdir topladı (Ben de en sonunda beğendim çaylağı).

Takım adına maçın döndüğü nokta Kurt Thomas'dan geldi. Maçın bitimine 2:15 kala, en kritik zamada Atlanta takımının süper yıldızı Joe Johnson'a 6. faulünü aldırarak onu oyun dışı bıraktı. Her ne kadar JoJo maçın genelinde çok temposuz oynayarak, düşük isabetle şut atsa da bu oyuncuların özellikle maçın sonlarında ipleri eline aldığını biliyoruz. Johnson'ı o dakikalarda kenara yollamak maçın dönüm noktası oldu zaten. Bu arada onun da bu sezon hiç altı faul almadığını belirtmek gerekir. Ne yazık ki o da bugüne kısmetmiş. Bu arda "Yılın 6. Adamı" ödülünü alan Crawford kendinden hiç beklenmeyecek şekilde kötü oynadı dün gece. 18 şutunda 4 isabet bulduğu geceyi ödülün yarattığı heyecana bağlıyorum. 6. ve olursa 7. maçlarda bu performansının kat kat üstüne çıkacağı düşüncesindeyim.

Maçın bitimine 4:10 kala Atlanta 82-73 öne geçmişken, bu dakikadan sonra Bucks 14-0'lık seri yakaladı, bu süre içinde Atlanta 7 şutunda da isabet bulamadı. Zaten JoJo'nun da 2:15 kala kenara geldiğinden bahsetmiştim yukarıda. Maçın bitimine 19 saniye kala sayı orucunu Horford bozdu ve skoru 87-84'e taşıdı; fakat bu süre içinde en önemli katkı bana kalırsa milli oyuncumuzdan geldi. Ersan'ın Atlanta'nın sayı üretemediği 4 dakika içinde bulduğu zor bir basket ve çektiği hücum ribaundunun ardından sol köşede bekleyen Delfino'ya yaptığı asisti var. Delfino'yu o pozisyonda bulmak ve düşerken o pası vermek büyük mezhiyet. Zaten ardından gelen üçlükle beraber Bucks maçı rölantiye aldı ve 91-87'lik sonuçla kazandı.

Kilit Peformanslar:
Brandon Jennings 8/20 25 sayı, 4 ribaund, 3 asist
John Salmons 6/17 19 sayı, 6 ribaund, 5 asist
Luke Ridnour 5/7 15 sayı, 4 top çalma
Ersan 3/5 7 sayı, 7 ribaund

Al Horford 11/21 25 sayı, 11 ribaund, 2 blok
Marvin Williams 8/10 22 sayı, 4 ribaund, 2 blok

7 FARKLI FIKIR:

Cengizhan dedi ki...

Maçı izledim baştan sona. Son 4 dakikaya girerken 13 sayı farkla geridelerdi. Ersan imkansız bir basketi soktu (hatta top5 de 5. olmuş nbatv de) ve ondan sonra takım toparlandı ve imkansızı başardılar. Atlanta kesinlikle şımarık bir takım içeride gazla coşuyorlardı fakat bu kez o gaz bile yetmedi. Bu kadar sakata, eksiğe rağmen Milwaukee'ye helal olsun. Tabii ki koçlarınada. Kimse bahsetmiyor ama adam iyi iş yaptı.

wik dedi ki...

milvaki'nin başarısının sonunda tescillendiğini görmek güzel. özellikle bogut'un sakatlığından beri normal sezon ve playoff'ta alınan galibiyetler genelde kısaların bir gecelik olağandışı şut performanslarına ya da rakibin normal oyununu ortaya koyamamasına bağlanıyordu. ama artık seri geldiği nokta itibariyle milvaki'nin bogut olmasa dahi ne kadar dişli bir takım olabildiğini gösteriyor.

Fear the Wounded Deer!

ertem dedi ki...

Ersan'ı izlerken mest oldum. maçı gayretiyle çevirden adamdı. Zaten hocasının şakayla karışık kafasına bir vuruşu var ki tebrik etmek için, süperdi..

Milwakuee hocası çok eleştiriliyor burada da. ama bu çöp kadroyla daha iyisini yapardım diyen varsa, alnından öpmek lazım.

Atlanta'ya gelince, tam bir loser ordusu. hocasından, oyuncusuna bir grup işe yaramaz .bir de şampiyoluktan bahsediyorlar :)

Kimsizin lan siz ?

Adsız dedi ki...

Maçı izlemedim ama bana kalırsa bu seneki boston njn maçından sonraki en büyük süprizdi

Kaan dedi ki...

Milakide oynanan maclarda spikerler sik sik bahsetti seyirci farkindan. Atlantanin seyircisi seyirci degil. normal sezonda bile anca hafta sonu disli bir takimla oynuyorlarsa doldurabiliyorlardi salonu. Inanin dogru duzgun bilete para verip maca giden yok. Buyuk sirketlerin sezonluk aldigi biletler elden ele dolasiyor. Anca yatarken giyilecek hediye olarak atilan tisortlere kitliktan cikmis gibi saldiriyorlar. Zahet edip ilk periodu bile izlemiyorlar, koridorlarda salak salak dolasiyorlar. Oyuncularinda seyircilerden bir farki yok lakayitlikta. Woodson soyledi zaten; butun mac sanki 20 sayi onde gibilermis gibi oynadiklarini. 8 senedir atlantada yasiyorum, hawks dusmani degilim ama bu turu atlamalarinida zerre kadar istemiyorum. Bu arada yazidaki tum jennings yorumlarina katiliyorum. FEAR THE DEER!

KskHyTr dedi ki...

Eğitim çavuşu skiles tabiki eleştirilcek josh simiti salmonsla tutuyordu ilk maçlarda!! Serinin bütün maçlarını izledim... Bu maçın sonlarındada stackhouse tuttu uzun süre ama atlanta koçu ve takımı dünyadan bi haber oldukları için bunun farkına varamadılar... Ersana süre vermemek için elinden geleni yapıyor skiles.... ama maç sonuda çocuklar gibi sevinirken enseye şaplağı yapıştırıyor ersanın ilginç yani:)

Adsız dedi ki...

Şu takımda delfino kazmasının yerine ersan ilkbeş başlamıyorsa skiles adam falan değildir ahmet çakar deyimiyle. İnançlı ve dirençli birey olarak bakıldığın bir tek yıldızları bile yok ama NBA'de en çok takım olan takım bu takım!! ve bu takımı skiles yarattı ama iş yaratcılığa detaylara gelince sınıfta kalıyor.

Öte yandan Bogut gitti Bucks bitti 4-0 diyen başta Kaan Kural olmak üzere allamelerede selam olsun.