BIY AD

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Laker - Thunders Serisi Son Maç (95 - 94)

Evet sonunda genç Thunder ve koçsuz Nuggets da playofflara veda etmek zorunda kalınca geriye bir tek sıkıcı Hawks-Bucks serisinin son maçı kaldı. Bir tarafta enerjik Thunder, diğer tarafta tecrübeli ve en önemlisi şampiyon Lakers’ın karşı karşıya geldiği seri aslında pek çok kişinin tahminlerine yakın şekilde sonuçlandı. Thunder’ın gençlik ateşiyle içeride en az bir maç kazanacaklarını tahmin etmeyen azdı sanırsam. Ancak ilk iki maçta yenilmelerine rağmen küçümsenmeyecek dönemlerde Lakers’tan daha iyi basketbol oynayan Thunder’a karşı yükselen beklentiler evde oynadıkları iki maçla iyice tavan yaptı. Lakers 5. maçta ağabeyin kim olduğunu gösterse de Thunder’ın seriyi 7. maça götürme ihtimali hiç de az değildi. Ancak Durant maalesef (evet OKC’ye sempati besliyorum saklayacak değilim) son maçın ağırlığını kaldıramadı, Kobe de ölmediğini ispatladı ve seri 6. maçta sona erdi.

Soktuğu zor bir şutla Lakers adına perdeyi açan Kobe’ye Lakers uzunları eşlik etti. NBA’in tüm takımlarından daha büyük olduklarını bilmeyen yok zaten sanırım; burada da cüsselerini konuşturarak içeride çok rahat bitirdiler. Çok iyi savunulmasına rağmen potayı zorlayan Kobe’nin her şutundan sonra bir uzun ribaundu rahatsız ediyor, zaman zaman bitiriyordu. Bir pozisyonda Gasol ve Bynum tipleyerek toplam 3 hücum ribaundu yazdırdılar hatta hanelerine. Seri boyunca çok iyi ceza kesen Fisher’ın attığı üçlükle durum 11-4 ve OKC molası geldi. İlk çeyreğin büyük bölümüne Lakers üstünlüğü hakimdi yani. Ancak o ana kadar baya ekstra katkı sergileyip takımını neredeyse tek başına taşıyan Krstic’e, serinin Thunder adına yıldızı Westbrook’un da yardım etmeye başlamasıyla Oklahoma City daha rahat sayı bulmaya başladı. Hatta Westbrook’un güzel pasını zor da olsa bitiren Collison’ın basketiyle maç başı hariç ilk kez öne geçti ev sahibi ekip. Aradaki farkı korumayı başarıp çeyreği 27 bitirdiler. Bu çeyrekte OKC’nin en skorer ismi sürpriz bir şekilde 9 sayı 5 ribaundu olan Krstic olurken kayıplardaki isim 6 şutunda da isabet bulamayıp 4 sayı atabilen Durant’ti. 6’da 0 ama Artest’in blokladığı şutu hariç hepsi normal sezonda gözü kapalı soktuğu atışlardı genç yıldızın. Westbrook da Lakers’ın istediği şekilde potaya gidemedi ama orta mesafeli şutlarının yardımıyla 8 sayı atmayı başardı. Diğer tarafın en skoreri baya iyi savunulsa da faul çizgisinden sayılarına ulaşan Kobe’ydi.

İkinci çeyreğin başlarına Lakers benchi damgasını vurdu. OKC hücumda Maynor’ın iki pozisyonda boş şutu kullanmayıp gereğinden fazla paylaşımcı olmasıyla zor anlar yaşasa da kaosa rağmen sayı üretiminin devamını sağladı. Ancak farkı açamadılar çünkü Kobe’nin yerine giren Shannon Brown 2 tane üçlük çizgisinden bir tane de gerisinden basketlerle 3 dakikada 7 sayıya ulaşarak takımını sırtladı adeta. Phil Jackson iyi oyununa rağmen Brown’ı derhal oyundan almaktan çekinmedi tabii. Kobe girse de bir süre hücumda etkisini göstermedi ama Farmar’dan gelen üçlükle fark ona ihtiyaç duyulmadan 4’e çıkmıştı. Tabii bir sonraki pozisyonda Krstic’in hücum ribaundundan sonrası Durant yine doğru bir şutla üçlüğü göndererek cevap verdi ve nihayet ilk basketini yapmış oldu. Ancak Lakers bu dakikadan itibaren savunmada ve hücumda oyunu kontrolü altına alarak üstünlüğü ele geçirdi. Hücumda öyle öne çıkan bir isim olmasa da savunmada rakip takımı sürekli faul aldırmaya zorlayarak tempolarını yitirmelerini sağladılar. Son dakikada Kobe’nin yaptığı 2 top kaybı olmasa fark daha da açılabilirdi. Tabii son hücumu kapayıp farkı 6’ya çıkaran da Kobe’ydi; ilk yarı böylece 53-47 Lakers üstünlüğüyle sona erdi.

İkinci yarıya Thunder Green’in üçlüğü ve Sefolosha’nın çaldığı top sonrasında yine Green’in smacıyla durumu erkenden 53-52’ye getirince Phil Jackson 20 saniyelik “noluyoruz” molası aldı. Hemen ardından Kobe son iki maçta yaptığının toplamı kadar çaba sarf ederek takımının bundan sonraki 8 sayısını kendi elleriyle attı. Fakat Westbrook sahneye çıkmakta gecikmedi; bu sefer üç güzel asistle skoru 6-0’lık seri sonrası 61’de eşitlemeyi takım arkadaşlarıyla. Maç bu noktadan sonra çeyreğin bitimine kadar ortada geçti. OKC sürekli potaya saldırarak basket veya faullerle bitirirken Lakers’ta Kobe hayata geldiğinin sinyallerini birinci çeyrekteki 11’de 3’lük şut yüzdesini düzelterek göstermeye devam ediyordu. Bitime 16 saniye kala Fisher’dan gelen üçlükle son periyoda 76-73 Lakers üstünlüğüyle girildi.

4. çeyreği Shannon Brown ikinci çeyrekte bıraktığı yerden devam ederek attığı üçlükle 11. sayısına ulaştı, ardından OKC’de Ibaka aldığı hücum ribaundundan sonra 6. sayısını attı ama bundan sonraki 2 dakikalık bölüm biraz çirkindi. Harden, Farmar, Odom ve Maynor’ın airball’larından sonra Bynuma bir de üç saniye ihlali çalınınca tempo iyice düştü. En sonunda Walton da airball ihtimali %50 olan bir şutu sokunca nihayet bir taraftan sayı görmüş olduk. Ardından Odom savunmada bir anlık uyuyunca Durant kolunu hemen taktı ve iki faul atışıyla o da takımına sayı kazandırmayı başardı. Fakat Walton maçtaki 5. serideki 7. sayısı olan üçlüğü gönderince Lakers skoru 81-75’e getirdi. Aradaki fark bir süre korunsa da yanlış hücum tercihleriyle Lakers bir süre skor üretmekte zorlandı ve inancını yitirmeyen Thunder ekibi derhal bu fırsattan yararlanarak farkı eritmeye başladı. Önce Westbrook’un üçlüğüyle 4’e inen fark sonrasında Phil Jackson’ın molası işe yaramayınca Artest’in 5 sayısına rağmen Durant ve Westbrook’un önderliğindeki 10-0’lık seri Thunder’ı 91-94 öne geçirdi. Kalan sürenin 2:30 olduğunu da göze alınca seyircinin coşmaması elde değildi tabii. Çıkarttıkları ses 112 desibele kadar çıktı, jet motorununki 140 desibelmiş. Amerikanlar pek alışık değil tabii böyle şeylere. Tabii Kobe hemen ardından attığı çok zor basketle taraftarı susturmasını bildi. Bitime bir dakika kala Thunder oyuncularının ne kadar heyecanlı oldukları her yerlerinden anlaşılıyordu. Art arda kaçan Westbrook, Gasol ve yine Westbrook şutlarından sonra 17 saniye kala hücum ribaundunu alan Kobe maçın son hücumunu kullanmak adına süreyi eritmeye başladı. Potanın sağına doğru yönelip Westbrook’un ellerinin üzerinden attığı şutta isabet bulamadı ama maçın o anına dek hücumda son derece sessiz kalan Gasol hücum ribaundunu aldı ve attığı basketle serinin galibini belirledi.

Başından beri yazılıp çiziliyordu Lakers seriyi uzunlarıyla kazanacak diye. Eh bir bakıma öyle oldu diyebiliriz. Şimdi karşılarında çok formda Utah var ama son yıllarda çok üstün geliyor Lakers. Hem de Memo’nun yokluğunda Boozer içeride Gasol ve Bynum’la uğraşmak lazım, kolay gelsin kendisine. Deron Williams’ın durumu da önemli tabii. Sonuç olarak Thunder çok iyi geçen sezonu iki playoff galibiyetiyle taçlandırdı. Belki bu maçı kazansalar Los Angeles’da hezimete uğrayacaklardı, kim bilir. İki ekibe de tebrikler.

Kobe Bryant 25’te 12’yle 32 sayı 7 ribaund. 3. çeyrekte çok iyiydi, maç boyunca bir tane kolay basketini hatırlamıyorum Thunder savunmada onun üstünde çok iyi iş çıkardı.
Gasol 11’de 4’le 9 sayı 18 ribaund, hücumda sessizdi diyebiliriz. Maçı kazandırması dışında.
Ekstra: Shannon Brown 5’te 4’le 11 sayı.

Kevin Durant 5/23 saha içi, 14/15 serbest atış. Serbest atışlardan sayı bularak takımının maçta kalmasını sağladı taktir edilesi ama özellikle ilk yarıda kaçırdığı şutlar çok basitti. Biraz şanssızlık ve maçın önemi ağır bastı sanki. Artest ikinci yarıda iyi savunmuş olabilir ama dediğim gibi ilk yarıda o sayıları yapsaydı maçın seyri çok farklı olabilirdi.

Westbrook 7/20 21 sayı. O da ilk yarıda çok etkiliydi, takımının öne geçmesinde de büyük rol oynadı ama maç sonunda tecrübesizliğinin kurbanı oldu.

Ekstra: Jeff Green. Yanılmıyorsam 13 sayısını 3. çeyrekte attı, çoğu da potaya gittiği pozisyonlardı.

2 FARKLI FIKIR:

Adsız dedi ki...

Ben şahsen bu takıma sonuna kadar güveniyorum. Durant çok kötü yüzdeyle oynamış olabilir ama bu bence korkup sorumluluk almamasından iyidir. Tecrübe kazandıkça doğal olarak yüzdeside artacak. bu takım bu yaz korunup dominant bir uzun alındığı zaman önlerinde durabilecek takıma şaşarım. ayrıca bir OCT taraftarı olarak kobe nin ben oynayacam havasına bürünmesine-her ne kadar yüzdelide oynasa- çok sevinmiştim. bu takımı yenmenin yolu pota altını kullanmaktan geçiyor ve bu opsiyonu kullanmadıkça lakersin kopup gidemeyeceğine hatta 5 10 sayı fark yiyeceğini düşünüyordum. bu fikrimde pekte yanıldığımı düşünmüyorum. hesaba katmadığım bir şey oldu ve lakers kenardan -özellikle brown- 11 sayı buldu. bizi aydınlık günlerin beklediği kesin. lakers ise bir o kadar karanlıkta bence. böyle giderse olası bir lakers cleveland finalinde parkedewn süpürülmelerini tahmin ediyorum.

Ekin dedi ki...

Yazık oldu. Ama gelecek 5 sene içinde bu takım en az 1 kere mutlaka şampiyon olacaktır.