BIY AD

26 Nisan 2010 Pazartesi

Jazz-Nuggets Serisi 4. Maç (117-106)

Not: Öncelikle gece boyunca bağlantım felaket olduğu için maçın benim için tatsız geçtiğini söyleyeyim. Kaçırdığım yerleri de göz önüne alınca çok ayrıntılı bir yazı olmayacak.

Maçın başında en merak ettiğim şey Denver pota altının savunmada kendine gelip gelmeyeceğiydi. Başlarda çabukluklarını kullanarak Boozer ve Fesenko’nun toplarına müdahale ederek onları zor duruma düşürseler de Williams, Matthews ve Miles’ın içeriye girdikleri pozisyonlarda başarılı olamadılar. Gerçi Deron Williams ilk yarıda potaya saldırmayı tercih etmedi ve şutlarında da iyi isabet tutturamadı. Denver ise maçın genelinde olduğu gibi içeriden oynamayı tercih eden Carmelo’nun eline bakarak ilk çeyreğin başlarında yakaladıkları üstünlükle maçın başlarını başa baş götürmeyi başardılar. Billups şuta ağırlık verdi ama sadece bir tanesinde isabet buldu, çeyreği 5’te 2’yle 4 sayıda kapattı. %60 civarı gibi yüksek yüzdeyle şut atan Jazz, geride başladığı maçın ilk periyodunu 25-31 önde kapadı.

İkinci çeyrekte Utah zaman zaman içerideki Millsap’e yöneldi. Denver uzunları bir önceki maçta olduğu gibi kolay atışlara izin vermedi ancak yine güzel yerlerde topla buluşan Millsap’i faulle durdurmak zorda kaldılar. Zaten özellikle bu çeyrekte serinin 2. maçında olduğu gibi oyunun tadını kaçıran faul düdüklerini fazlaca duyduk. Hakemlere fauller konusunda yüklenmek istemiyorum, çünkü “öeh öyle de faul olmaz” dediğim pozisyonlar bir elin parmağını geçmez. Ama bazıları atlanabilirdi. Ayrıca bazı yanlış kararlar da gözden kaçmadı. Örneğin 3. çeyrekte Carmelo’nun (sanırım) Matthews’a omuz atmasından sonra gelmeyen faule seyirciden büyük tepki gelince pozisyona spinle devam eden Melo’nun karşısına Williams çıkıp kendisini yere bırakınca (ki o pozisyonda Fesenko ile kendisinin çok iyi yardım getirdiğini de eklemeliyim) hakemler ilk kararın etkisinde kalarak Anthony’ye hücum faul vererek 3’lemesini sağladılar. Hakemleri bir kenara atarsak, söylediğim gibi Denver bu çeyrekte neredeyse tüm sayılarını serbest atışlardan buldu, onun dışında oldukça zorlandı. Tabii Utah bu fırsatı tepmeyip kontrolü ele aldı ve ilk yarıyı 45-54 önde bitirdi.

İkinci yarıda C.J. Miles’ın soktuğu şutlarla rüzgarı arkasına alan Utah’a karşı Nuggets 2 dakika boyunca hiç sayı atamayınca fark 20’ye kadar yükseldi. Utah takım olarak çok iyi paslaşıyor, her parça olması gerektiği gibi işliyordu. Denver ise maç boyunca içeriden sayı verdikleri rakibe karşı aynı şekilde potayı zorluyor, ancak hiç başarılı olamıyordu. Çeyrek aynı tempoda ilerledi ve Matthews, Boozer ve Miles’ın önderliğinde 4. çeyreğe 68-86 Utah üstünlüğüyle girildi.

Son çeyrekte Utah takımı büyük bir hata yaparak tempoyu düşürünce skor üretmede zorlandı ve koşan Denver karşısında savunmada da etkili olamayınca fark yavaş yavaş kapanmaya başladı. Fark Billups’ın üçlüğüyle 8’e kadar indir bir ara ama Utah yavaş tempodan vazgeçip daha iyi yaptığı şeyi yapmaya karar verdiğinde hücumda bir tek Carmelo’nun eline bakan Denver farkı kapatamadı ve maç 106-117 sona erdi.

Denver’ın deplasmanda oynadığı iki maçtaki basketbol da bir sonraki turu hak etmiyor, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Utah’ın ne kadar iyi oynadığını yazıda zaten belirttim ama Nugget’ın sezonun çoğu bölümünde izlediğimiz, herkesin rolünün belli olduğu ve birbirini çok iyi tamamlayan kadrosundan eser yok. Tamam her zaman savunmadan çok hücum takımı oldular tempolarının gerektirdiği üzere ama bu kadar kötüsü kabul edilemez. Üstelik savunmadaki performanslarının yanında hücumda da çok kötüydüler. Top paylaşımı hiç yeterli değildi; zaten maçın büyük bölümünde Carmelo’nun bire bir oynayıp bir şeyler üretmesini beklediler.

Kişisel performanslara baktığımızda, Boozer içeride azmanlaşarak 19’da 13 isabetle bulduğu 31 sayı, 6’sını hücumdan çektiği 13 ribaund ve 5 asist ile Nuggets uzunlarını denize döktü. Deron Williams da 14’te 6 isabetle 24 sayı atıp 13 asist vererek ona eşlik etti. İkili maç boyunca çok iyi anlaştılar açıkçası. Ayrıca şunu da söylemeliyim ki, Denver ilk maçta Carmelo’yu ne kadar iyi kullandıysa Utah da bu gece Melo karşısındaki Matthews/Miles’ı hücumda o kadar iyi kullandı. Sayılarının çoğu içeriye girdikleri pozisyonlardan gelen ikiliden Miles 15’te 8’le 21, Matthews 11’de 7’yle 18 sayıya ulaştı. Fesenko’nun ise istatistikleri fazla göz doldurmuyor ama savunmada boyuyla Denver uzunlarını zorladı. Tabii hamlığı her pozisyonda belli oluyor onu da atlamamak gerek.

Denver cephesinde Kenyon Martin 11’de 5’le 14 sayı ve 9 ribaundla sonlara doğru katkı verse de ilk yarıdaki disiplinden yoksun birkaç hücumun baş sorumlusuydu. Nene başlarda Carmelo’ya doğru düzgün katkı yapabilecek tek isim gibi gözüktü ama o da sadece 3’te 2 isabet bulabildi. Topla çok buluşmadı değil ama 12’de 6 faul attığı fauller yüzünden 10 sayıda kaldı. Billups hücumu iyi yönetemedi, şutlarında da iyi isabet bulamadı ve maçı 14 şutla 14 sayıda bitirdi. Yedeği Lawson başlarda çabaladı biraz takımı için ama o da 7’de 3’le 8 sayıda kaldı sadece. JR Smith desen 11’de 3’le 10 sayı, ortalarda yok. Anlayacağınız Denver’ın hücumdaki tek silahı Melo’ydu, o da 13/26 isabetle 39 sayı 11 ribaundla kapadı takımını. Tam 6 tane hücum ribaundu aldı, çoğunu da tamamlayamadığı pozisyonlarda kendine yer açarak elde etti. Bana kalırsa orta mesafeli şutuyla birlikte onun en önemli silahı ama takımda ona yardım gelmeyince galibiyeti getirmeye gücü yetmedi. Zaten topla o kadar oynamak zorunda kaldı ki 9 top kaybı yapmak zorunda kaldı. Takımın toplam 13 asistinin olduğunu göze alırsak ne kadar kötü bir rakam olduğunu anlarız. Özetle skor üretti üretmesine ama coştuğu ilk maçın tam tersi şekilde.

Denver evinde kendine gelir mi artık bilmiyorum ama böyle devam ederse bu seriyi alması imkansız. Açıkçası bundan iyi oynasa da çok az şansları kaldığını söyleyebilirim. Çünkü kendilerinden eksik gözüken Utah’ın evinde her parçası işliyor ve serinin bitmesi için bir maç yeterli.

3 FARKLI FIKIR:

mistir loba loba dedi ki...

Maç esnasında yanlış anlamamışsam -çünkü epey uykuluydum- spikerlerden biri Williams-Boozer ikilisi için aynı Stockton-Malone gibiler dedi. öbürü de o kadar değil, hem bu takımda Okur ve Kirilenko da çok önemli falan filan dedi sanki. Bence de o kadar değil ama hakikaten Boozer ve Williams çok fena oynuyorlar. Nene, Andersen falan delirdiler iyice.

Cengizhan dedi ki...

kardeş iyi güzelde sen bu maçları nerden izliyorsun bir yardımcı olsana :)

Adsız dedi ki...

çok ilginç ilk tur sonuçları var; san antonio, dallas'ı eledi sayılır artık aynı şekilde utah'da denver'ı eledi gibi. spurs'ün turu geçmesini bekliyordum ama 2-7 eşleşmesi olduğunu düşünürsek süpriz. utah-denver serisi ise çok büyük süpriz. mehmet ve kirilenko'suz utah'ın 3-1 öne geçmesini kimse beklemiyordu herhalde. la-okc serisi ise lakers'ın sezonu bitiriş halini düşünürsek çok acayip gelmiyor bana. ha eğer buradan lakers turu geçerse karşısına çıkacak takımın büyük ihtimalle utah olacak olması bence en büyük şansları. ne olursa olsun utah bu turu geçse bile batı finali görebileceğini sanmıyorum. ama okc'nin lakers'ı elemesi durumunda batıdan nba finaline gidecek takımın spurs olma ihtimali çok yükselir. gerçekten batıda playoff serileri sezonun geneli gibi çok çekişmeli geçiyor.